Dersim’de seçim muamması: SMF, HDP ve CHP hepsi aynı tabandan oy istiyor

Türkiye, belki de tarihinde ilk kez bir yerel seçime “beka sorunu” adlandırılması ve genel seçim yarışı içinde gidiyor. Her kent kendi geçmişi ve kültürel birikimiyle farklı dinamiklere sahipken vaatler yerelden çok geneli içeriyor. Bu süreçte genel seçim havasının dışına çıkan tek il Dersim oldu.

Kentte Ovacık Belediye Başkanı Fatih Mehmet Maçoğlu, HDP’nin eş belediye başkan adayları ve CHP’nin adayı Yusuf Kenan Aydın aynı tabandan oy istiyor.

“Devrimci Güç Birliği” olarak oluşturulan HDP’li adaylardan diyalog mesajı öne çıkarken, SMF ve TKP ile seçim yarışında giren Fatih Mehmet Maçoğlu ise kurumunu işaret ediyor; CHP ise “Hizmet, İş ve Aş” sloganıyla seçim yarışını sürdürüyor. Hepsi, halkın oyuna saygı demokrasinin gereğidir ilkesiyle kayyıma yönelik eleştiride ortaklaşıyor.

Yerel seçim gündeme ilk geldiği anda Fatih Mehmet Maçoğlu, Sosyalist Meclisler Federasyonu ve Türkiye Komünist Partisi’nin adayı olarak Dersim’e aday oldu. Ovacık’ta oluşturduğu belediyecilik, kooperatifleşme ülkede yerel yönetime dair tek örnek olarak öne çıktı, sadece yönettiği ilçede değil, “Komünist Başkan” olarak ülke genelinde de sempati oluşturdu.

Ancak daha önce halkın oyuyla seçilen HDP belediye yönetimine kayyım atanması, buna karşın HDP ile ortak seçime girilmemesi nedeniyle de eleştirilerin hedefi oldu.

Sözü önce tartışmaların odağındaki isme Fatih Mehmet Maçoğlu’na, nam-ı diğer “Komünist Başkan’a” veriyoruz. Adaylık sürecinin gelişimi ve niçin HDP ile bir ittifakla aday olmadığı sorumuza; “Çünkü HDP bana adaylık teklif etmedi. HDP’nin bana adaylık teklif etmeye hakkı da yok. Sosyalist Meclisler Federasyonu'nun (SMF) yürüttüğü ittifak görüşmeleri sonucunda hareketim bana görev verseydi, HDP’den aday olurdum. Bunda bir sıkıntı yok. Ben hareketimin bana verdiği görevi yerine getiririm. Bu süreç içerisinde hiçbir siyasal parti, hiçbir siyasal kurum, STK ile bu tür görüşmeler yapmadım. Benim görüşme yapacağım tek kurum ya da bana verilebilecek tek görev Sosyalist Meclisler Federasyonu tarafından verilebilir. Bunun dışında her hangi bir kurumun bana teklif getirme hakkı olmadığı gibi, etik de olmaz, bunu söylemek isterim. Dostlarımız bizden çok bizim siyasetimizle ilişki kurar. Bir ittifak tartışması yürütür ama sonuçta ayrı girme kararı çıktı, anlaşamadık” yanıtını verdi.

Birçok sol kurumunun kayyum atanan belediyelerin olduğu illerde HDP’yi destekleme açıklamalarına karşın kendisinin bulunduğu sol siyasetin niçin bu ittifakın dışında kalmayı seçtiğine ilişkin sorumunuz ve kendisine yöneltilen “kayyım” eleştirilerine ise Maçoğlu; “Bunu kurumumla tartışsınlar. Dostlarımıza yapılan onların iradesini gasp eden, onların iradesini yok sayan anlayışı reddederiz. Bunu sadece bir siyasal partiye, bir siyasal harekete yapılmış bir hareket olarak görmeyiz. Bu coğrafyada; Diyarbakır’da, Şırnak’ta, Dersim’de, Hakkari’de neredeyse atanan bütün kayyumları halka atanmış olarak görürüz. Onu da alır, halka teslim ederiz”  diyerek yanıt verdi.

SMF’nin “Kuzey Kürdistan” gibi keskin ifadelerine karşın Ovacık Belediye’sine kayyum atanmamasını ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “Yeniden kayyım atarız” açıklamasını, bir endişesinin olup olmadığını da soruyoruz:

“Bizi de alsalardı mı diyeyim şimdi, ne diyeyim. (gülüyor) Bizi neden almadıklarına dair bir araştırmaya girmedik. Demokrasinin olmadığı bütün ülkelerde her hâlükârda farklı yöntemler kullanılıyor. Benim ülkemde de demokraside sıkıntı yaşanıyor. Biz demokrasi mücadelesini sürdürmeye sonuna kadar devam edeceğiz.”

Peki, HDP adaylarının ittifak kurulmamasına ilişkin yaklaşımları nedir? Ortaya çıkacak oy dağılımı ve memur oylarının da etkisiyle yarışı kaybetme olasılığını nasıl değerlendiriyorlar? Kayyıma karşın bu ittifakın oluşmaması üzerine bir tepkileri var mı? Sözü önce Hıdır Demir’e veriyoruz:

“Fatih Mehmet Maçoğlu’na karşı bir Devrimci Güç Birliği oluşturulduğuna dair, bizleri karşı karşıya getiren haberler oldu. Fakat biz gerek çevre konularında gerekse antidemokratik yasalar konusunda olsun, gerekse de halkımızın talepleri açısından en asgari müşterekte buluşabilecek bütün güçlerle, bütün oluşumlarla bir araya gelip, sorunları birlikte çözme iradesine sahibiz. Bu kapsamda bizimle görüşmeleri oldu ama onlar yolları ayırmayı tercih ettiler. Biz de demokrasi yarışı mantığıyla hayırlı olsun dedik. Burada demokrasi tırnak içindedir. Herkes bu eşitsiz yarışı sürdürebilir. Bu yarışı birbirimize karşı yürütmeyiz.

Tamamen kayyuma karşı halk güçlerini birleştiririz. Devlet gücünü arkasına almış bu devasa güç karşısında elbette ki tüm güçlerin birlikte hareket edip bu gücü geri püskürtmeyi başarmayı hedefleyen bir Devrimci Güç Birliği oluşumumuz oldu. Kimse bunu öbür türlü lanse edemez. Edenleri de gerçekten antipropaganda olarak değerlendiriyorum. Bizi Fatih’le karşı karşıya getirecek koşullardan uzak durmak istiyoruz. Hep söylüyoruz; her gün, her an biz bir araya gelebiliriz ve bu konudaki eksiklerimizi tamamlayabiliriz. Halk zaten bir araya gelmiş durumdadır. Bir araya gelmeyen, bunun dışında kalan onlardır. Bugünden yarına, Mart’ın 28’ine 30’una kadar bile bir araya gelebiliriz. Biz buna açığız. Bunu her yerde söylüyoruz.”

HDP’nin bir diğer eş başkan adayı Nurşat Yeşil ise şu değerlendirmelerde bulundu:

“Biz hiçbir zaman Fatih Mehmet Maçoğlu’nun geldiği anlayışla yerel yönetimlerde bir ittifak yapmamışızdır. Bu bir ilk değil. Burada bir sorun yok. Sanki Sayın Maçoğlu’na karşı bir ittifak oluşturmuşuz gibi bir izlenim yaratılıyor, ama öyle bir şey yok. Bizim mücadelemiz ülke genelinde AKP-MHP faşizmine, yerelde de kayyuma karşı verdiğimiz bir mücadeledir. Bizim dostlarımızla bir mücadelemiz olmaz.

Sayın Maçoğlu ve hareketi bizim dostlarımızdır. Milletvekilleri halen partimizde görev yapıyor. Biz yerelde birlikte yaşıyoruz, bundan sonra da yine birlikte olacağız. Barajlara, orman yangınlarına karşı, her alanda mücadelemizi yine birlikte vereceğiz. Bizim tabanımız, bizi destekleyenler bellidir. Bunda bir sıkıntı yok. Kazanacağımıza inanıyoruz.”

Oyların dağılımı ve memur oylarının bir kayıp oluşturup oluşturmayacağı konusunda ise Hıdır Demir, “Bir kaygımız var” derken Nurşat Yeşil ekliyor:

“Memur kesiminde çok fazla ihraç var ve çok fazla tepki var. Bu tepkinin bize olumlu yansıyacağını düşünüyoruz. Biz de ihraç edilmiş iki eş başkan adayıyız. Ben sağlıkçıyım diğer adayımız tarımda çalışan bir arkadaşımız. Bu nedenle memur oylarının bize olumlu yansıyacağını, bizi destekleyeceklerini düşünüyoruz.”

Peki, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) bu tartışmaların neresinde? Kayyuma yönelik değerlendirmeleri nedir? Özellikle parti lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun ülkücü kimliğiyle bilinen Ozan Arif'i Aşık Veysel ve Pir Sultan'a benzeten sözleri üzerine Alevi örgütlerinin tepkileri Dersim’de yürütülen seçim çalışmalarını nasıl etkiliyor? Sözü CHP’nin adayı Yusuf Kenan Aydın’a bırakıyoruz:

“Biz hizmeti esas alarak bir seçim çalışması yürütüyoruz. Şu an bizim Maçoğlu ya da oradan üreyen tartışmalara dahlimiz olmadı. Kayyum konusunda da şunu diyoruz; halkın iradesine, sandıktan çıkan karara demokrasinin gereği olarak herkesin saygı duyması gerektiğine inanıyoruz. Burası küçük yerdir, herkes birbirini tanır. Daha önce aynı çalışmalarda olmuş, birlikte yaşayan insanlarınız. Saygı ve sevgi çerçevesinde herkes kendisini halka anlatmaya çalışıyor. Halkın kararına da hepimiz saygılı olmak niyetindeyiz. Biz bu temelle hareket ediyoruz.

Türkiye’de mevcut iktidar ciddi anlamda kutuplaşma yarattı. Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nun, bu kutuplaşmaya karşı Türkiye’deki bütün farklı kültürlerin birlikteliği konusunda yaptığı bir çıkışıdır diye düşünüyorum. Yoksa o düşünceyi savunmak değildir. Birkaç arkadaşım halk arasında sohbetlerde bu konunun geçtiğini söylediler, ama öyle büyük bir tepki yok. Çünkü bu süreçte kamusal alanda birleştirici olma, ön yargıları kırma anlamında bir yaklaşım olduğunu düşünüyor insanlar. Mevcut iktidarın kendisi gibi düşünmeyenleri mağdur etme politikasına karşı bir çıkış yolu, bir mesaj olarak düşünüyorum. Bizden olmayan bütün fikirlere katılmasak bile saygılıyız mesajıdır.”

Peki, adayların projeleri nelerdir? Onların dilinden aktaralım…

Fatih Mehmet Maçoğlu: “Yaratılan değerin mülkiyetleşen bir anlayış içerisinde değil, tersine topluma yönelen, toplumla dayanışma içerisinde olan yaşam kültürüdür bu bizim için. Bunda büyük ya da küçük şehir diye bir şey yoktur. İnsanların yaşadığı her alanda sosyalist, devrimci, halkçı yerel bir yönetim programının hayatın kendisi olduğunu söyleyebilirim.”

Nurşat Yeşil: “Ovacık örneği tabi iyi bir örnek, ama oradaki insanların söylemleri üzerine söylüyorum; Ovacık’ta çok düşük bir üretim var. Üretimden ziyade pazarlama oranı çok yüksek. Ovacık kooperatifinin işleyişi daha çok çevre illerden de temin ederek onu pazarlamaktır. Dersim’de sanayi alanında istihdam alanları yaratmamız biraz zor. Coğrafyamız da buna uygun değil. Bir de sanayi demek doğamızın katledilmesi demektir.

O yüzden tarım ve hayvancılık sektörünü geliştirmemiz gerekiyor. Özellikle hayvancılık bizim doğamıza çok daha uygun. Bizim projelendirmek istediğimiz şeylerden biri de; hayvancılığı geliştirerek süt ürünleri kooperatifi yaratmak ve bununla da istihdam yaratmak. Bunu önceliğimiz yapacağız. Biliyorsunuz daha önce HDP döneminde kadınlar için istihdam alanları yaratılmaya çalışılmış, kreşler açılmıştır. Şu an belediyenin kadına dair hiçbir projesi yok.

Kadın Politikaları Daire Başkanlığı kapatıldı. Kadına ait kurulmuş diğer bütün birimler kapatıldı. Kadınla ilgili istihdam sorunumuz var. Çarşıda esnaflık yapan, yeni açılan tekstil atölyelerinde çalışan kadınlar var, ama çok düşük ücretlerle, gerçekten bir sömürü çarkının içinde çalışıyorlar. Şöyle bir şey diyebiliriz; çocuk ve yaşlı bakımı hep kadın üzerinde bulunuyor. Dersim de bunu aşabilmiş değil. Şöyle bir planımız var; mahallelerimizde kreşleri ve yaşlı bakım evlerini arttıracağız. Bu şekilde kadınların daha fazla sosyal yaşama katılımı sağlamayı düşünüyoruz. Ve kadınların çalışabileceği istihdam alanları için kendilerinin ürettiği, kendilerinin ortakça bölüşebileceği kooperatifler yaratma planlarımız var.”

Yusuf Kenan Aydın: “Bizim seçim çalışmalarımız, halka anlattığımız projelerimizde tarım ve hayvancılığa teşvikin artırılmasıdır. Yaşanan olaylar tartım ve hayvancılığı bitirme noktasına getirmişti. İl ekonomisine çok ciddi zarar vermiştir. Gerek köylere yavaş yavaş geri dönüşlerin başlaması gerekse organik tarımın ön plana çıkması sebebiyle insanlarımızı bu alanda teşvik edip, ürettikleri ürünleri kuracağımız kooperatifler aracılığıyla satıp kentin ekonomisine katkı sağlayacağımıza inanıyoruz. Aynı zamanda el sanatları konusunda da kooperatiflerimiz olacaktır. Tunceli’deki sloganımız hizmet, iş ve aştır. Tunceli, çok ciddi anlamda bir işsizlik sorunu yaşıyor.

Bu işsizlik sorunu nedeniyle çok ciddi bir göç veriyor. Bu göçle beraber azalıyor. Dışarıdan gelen memurlarla kıyaslandığı zaman bu gidişle bu şehrin insanları bir 10 sene sonra bir azınlık durumda olacak. Bu bizim çok üzücü bir durumdur. Biz bu şehrin küçülmesini, erimesini istemiyoruz. İşsizlikle ilgili projelerimizi hayata geçirip buradaki ekonomiyi canlandırmak, kenti kalkındırmak istiyoruz. Tek amacımız bu. Siyaseti, sloganları ön planda tutmuyoruz. Yaşama odaklanıyoruz. Elbette ki Türkiye’de insan hakları alanında yapılan haksızlıklara, ihlallere karşı sesimizi yükselteceğiz, ama yereldeki temelimiz hizmet, iş ve aş olacaktır.”

Bu blok bozuk ya da eksik. Eksik içeriğe sahip olabilir ya da orijinal modülü etkinleştirmeniz gerekebilir.