Türkiye'nin F-35 programından çıkarılması Türk medyasındaki sahte savunma haberlerini gün yüzüne çıkardı

Gerek Rus yapımı silahların tedarikine yönelik tartışmalı hükümet politikası, gerekse birkaç savunma firmasının küresel ölçekte öne çıkmasını sağlayan devasa yatırım sayesinde, Türk savunma sanayii gittikçe artan kamuoyu ilgisinin odağında bulunuyor.

AK Parti'nin 2002'de iktidara gelmesinden beri, Türkiye savunma sanayii sektöründe önemli projeleri hayata geçirdi. İktidar bu başarısını, seçim meydanlarında ve medyada bol bol kullanmaktan çekinmiyor.

Ancak, çoğu projenin gizlilikle yürütüldüğü askeri konularda elde edilen bilgi kırıntıları, çoğu gerçek dışı iddialarla süslendikten sonra izleyici ve okuyucuya servis ediliyor. Özellikle de Türkiye'nin 2014'ten beri her yıl gittiği seçim dönemlerinde bu tarz haberlerde büyük artış gözleniyor.

Bilkent Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü'nde yarı zamanlı öğretim üyesi olan Dr. Çağlar Kurç “Bence bunun gayesi hükümetin genel amacıyla uyumlu” diyor ve ekliyor: “Savunma sanayiinin başarıları üzerinden iç politikada prestij sağlıyor.”

Yaklaşık üç yıldır Türk medyasını işgal eden konulardan birisi Türkiye'nin uçak gemisi hayali ve bu gemiye konuşlandırılacak kısa mesafeden kalkış-dikey iniş yeteneğine sahip F-35B uçaklarıydı.

Uçak gemileri, dünyanın en güçlü ülkelerinin ellerinde bulunan önemli bir kuvvet çarpanı, güç sembolü ve krize müdahale aracı.

Şu anda, sabit kanatlı uçaklarla harekât icra edebilen gemilere sahip sadece sekiz ülke var. Dolasıyla bu ülkeler arasına girmek Türkiye için önemli bir prestij meselesi.

ABD Deniz Enstitüsü'nden Prof.Dr. Ryan Gingeras'e göre, Türkiye'nin uçak gemisi hayali açıkça bir prestij meselesi ve sabit kanatlı uçak taşıyan bir uçak gemisine sahip olma küresel bir güç ve Müslüman devletlerin lideri olmanın işareti olarak görülüyor.

Bu, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan için bir uçak gemisi tedarik edilmesini ana hedeflerden birisi haline getiriyor. 2016'da, Erdoğan çok maksatlı amfibi hücum gemisi Anadolu'nun inşa başlangıç töreninde “Türkiye'nin hala modern nükleer bir uçak gemisine sahip olmamasını büyük bir eksiklik olarak görüyorum" demişti.

Bir yıl sonraki başka bir gemi inşa töreninde “İnşallah biz, uçak gemimizi de yapacağız. Bunda da kararlıyız, hiçbir endişe taşımıyorum" diye konuştu.

Erdoğan'ın bu açıklamalarıyla birlikte, aslında amfibi taarruz gemisi olarak dizayn edilen TCG Anadolu, Türk basını tarafından uçak gemisi olarak lanse edilmeye başlandı.

Ayrıca, ABD yapımı son nesil F-35B uçaklarının gemiye konuşlandırılacağı hikâyeleri çıkmaya başladı. F-35B'ler, Türkiye'nin 100 adet almayı planladığı F-35A'ların aksine kısa mesafeden kalkış ve dikey iniş yapma yeteneğine sahip.

Bazı yazarlar, TCG Anadolu ve onun yapımının bitmesinin İsrail, Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum Kesimi'nde paniğe yol açtığı konusunda yazılar bile kaleme aldı.

Kasım 2018'de, Star gazetesi Türk Deniz Kuvvetleri'nin 16 adet F-35B istediğini ve hatta bu uçağa ve onun dikey iniş-kalkış kabiliyetine hazırlık amacıyla İngiltere'den iki adet Sea Harrier uçağı alınması için çalışma yapıldığını iddia etti.

Akşam gazetesi ise, bir ay sonraki haberinde ABD'de F-35B eğitimi alacak pilotların belirlendiği ve bu pilotların jet eğitimi için İzmir'deki 2. Ana Jet Üs Komutanlığı’na gönderildiğini haberleştirdi.

Türk basınında yer alan bu haberler yabancı basında da kendisine yer buldu. Türkiye'nin 100 adet F-35A uçağının yanı sıra 16 adet F-35B uçağı da tedarik edeceği öne çıkan yabancı savunma dergilerinde de yer aldı.

F-35 hayalleri, ABD'nin uyarıları rağmen Türkiye'nin Rus S-400 hava savunma sistemi almaktan vazgeçmemesi üzerine bu ay sona erdi. Washington, bunun NATO savunma sistemlerini tehlikeye atabileceğini söyledi ve bunu S-400'lerin gelmesinden birkaç gün sonra Türkiye'yi F-35 programından çıkarması izledi.

Bu haberlerin yayılması üzerine, Savunma Sanayii Başkanı İsmail Demir “TCG Anadolu için F-35 B alımının hiçbir zaman gündemde olmadığını” söyledi.

Bu konunun sadece fikir olarak tartışıldığını ifade eden Demir, "Gemiye F-35B koyacağız diye kesinleşmiş bir karar zaten yoktu. O yüzden de Anadolu gemisine bir etki olacağını düşünmüyorum" dedi.

Savunma sanayiinin tepesindeki isimden gelen bu açıklama, Türk medyasını işgal eden uçak gemisine ve F-35B'lere yönelik haberlerin, en azından büyük kısmının, asılsız olduğunu ilan etti.

Dr. Kurç, Demir'in F-35B'lerin tedarikine yönelik ciddi planların bulunmadığı açıklamasının ikna edici olmadığını söyledi ve Anadolu'nun uçakların kısa mesafeden kalkış yapmasını sağlayan bir rampa (sky-jump) ile donatıldığına dikkat çekti.

Gelecek F-35B'ler konusundaki isteriler neredeyse tamamen spekülasyona dayanıyordu. Tıpkı kısa bir araştırma ile çürütülebilecek İngiltere'den Harrier uçağı alımı haberi gibi. Bu uçaklar yaklaşık 15 yıldır üretilmiyordu ve İngilizler envanterden çıkardıkları tüm uçakları yedi sene önce ABD'ye satmıştı.

Dr. Kurç göre bu, çoğunlukla objektif haber vermekten ziyade propaganda makinesi gibi çalışan ana akım Türk medyasının tipik bir örneği.

Basın, savunma konusunda kalifiyeli olmayan gazeteciler tarafından, konu hakkındaki uzmanlara danışılmadan hazırlanan haberleri yayınlıyor.

Savunma haberleri, yeterince araştırılmadan masa başında hızlıca hazırlanıyor ve diğer basın organları tarafından da gerçekliği soruşturulmadan yayılıyor.

Bu nedenle, basın hükümetin çıkarına hizmet etmeyi sürdürdükçe, savunma sanayii haberlerine ihtiyatlı yaklaşmakta fayda var.


© Ahval Türkçe

Bu makale yazarın görüşlerini yansıtır. Ahval’in yayın politikası ve editoryal bakış açısı ile her zaman uyumlu olmak zorunda değildir.