DEVA kurmayı: İktidar telaş içinde, felsefemizi benimseyenlere kapımız açık

Uzun bir hazırlık sürecinden sonra, geçtiğimiz mart ayında Ali Babacan tarafından kurulan Demokrasi ve Atılım Partisi (DEVA), son dönemde yaptığı çıkışlarla iktidar ortakları AKP ve MHP’nin hedefi haline gelmeye başladı.  

Babacan’ın “evrensel ilkelere dayalı sınırsız düşünce ve ifade özgürlüğüne tam güvence” ve yargı bağımsızlığı taahhüdü yanında, uzun yıllar AKP hükümetlerinde ekonominin patronu konumunda olmanın birikimiyle iktidarın ekonomideki yanlışlarını gözler önüne sermesi, kamuoyunda da yankılandı. 

İktidar İttifakının küçük ortağı MHP’nin lideri Devlet Bahçeli, Babacan’ı “FETÖ ve IMF-ABD projesi, Kemal Derviş’in gölgesi” diye itham edince, 2001 krizini ve Bahçeli’nin o dönemde Başbakan Yardımcısı olduğunu dile getiren Ali Babacan, Derviş’i de Bahçeli’nin ortağı olduğu koalisyon hükümetinin davet edip bakan yaptığını anımsattı. 

MHP liderinin 20 bankanın battığı 2001 krizinde ve şimdi de ağır ekonomik kriz tablosunda iktidarın parçası olduğunu belirten DEVA lideri Babacan’ın bu çıkışı, MHP sözcülerinin ağır hakaretler içeren açıklamalarına yol açtı. İlk günden itibaren AKP’den kopan Ahmet Davutoğlu ve Ali Babacan’ı görmezlikten gelen AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Erdoğan da Babacan’ın ekonominin başında olduğu dönemde kendisinin de Başbakan olduğunu belirterek, o dönemdeki ekonomik başarıların Babacan’a değil kendisine ait olduğunu savunmak zorunda kaldı. 

Yeni partilerin daha görünür hale gelmesi, Babacan’ın özellikle gençler arasında popülaritesinin hızla artmaya başlaması üzerine, iktidar ittifakı önlem arayışlarına girişti. CHP lideri Kılıçdaroğlu’nun olası bir erken seçimde Davutoğlu ve Babacan partilerinin seçime girebilmelerine zemin sağlamak için İYİ Parti’ye yaptıkları gibi talep gelirse bu partilerin de TBMM’de grup kurmalarına yardımcı olabileceklerini söylemesi iktidarda endişeleri büyüttü. Siyasi Partiler ve Seçim Yasası ile TBMM İçtüzüğü’nün acilen en geç 15 Temmuz’a kadar değiştirilmesi çağrısında bulunan Bahçeli’nin talebiyle, AKP ve MHP kurmayları bu yöndeki yeni düzenlemeleri süratle meclise getirme hazırlığına girişti. 

DEVA Partisi’nin kuruluş çalışmalarında en baştan itibaren görev üstlenen, uzun yıllar AKP üst yönetiminde ve AKP hükümetlerinde de görev yapan üst düzey Genel Merkez Yöneticisi, gelişmeleri Ahval’e değerlendirirken “Biz partiyi kurmak üzere yola çıkmadan önce de AK Parti’den pek çok arkadaşımız ayrılmak, bizimle beraber olmak istedi. Ama biz onlara AK Parti’de kalmalarını söyledik, istifa etmelerini istemedik. Birden bire şu anda bunların gündeme gelmesi, bütün bu yapılmak istenenlerin amacı çok açık. Bizim seçime girme imkânlarımızı, alanımızı daraltmak için. Şu saatten sonra yapacakları her şey, atacakları her adım, yasalarda yapacakları her değişiklik, DEVA’ya karşı olarak algılanacak, anlaşılacak. Zaten telaşın nedeni de bu” dedi.  

İki-üç ay önce DEVA kurulduğunda Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Erdoğan ile parti yönetiminin her zamanki bilinen yaklaşımla, “görmezden gelme yok sayma” tavrını benimsediğini ifade eden DEVA kurmayı, partiye ilgi ve Babacan’a destek artmaya başlayınca tavrın değişmeye başladığını, bir panik halinin gözlendiğini ifade ederek şunları söyledi: 

“DEVA’nın ve Sayın Babacan’ın görünürlüğü arttıkça bu tablo ortaya çıkmaya başladı. Siyasi Partiler Yasası, Seçim Yasası, TBMM’de grup kurulmasını engellemek için içtüzük değişikliği hamleleri. Neden şimdi? Neden bu kadar acil? Diyorlar ki seçim Haziran 2023’te. O zaman bu telaşın sebebi nedir? Bunlar geçmişte de denendi. Geçmişte de başka iktidarlar, benzer adımları atarak iktidarlarını daim kılmak, diğer partilerin yolunu kesmek, seçime, meclise girmesini engellemek için şimdiki gibi demokrasi, hukuki teamüller, siyasi mücadele dışı yollara tevessül ettiler. Ama su akıp yolunu buldu, bu gayretler sonuç vermedi. Tabii ne değişiklikler düşünüyorlar, ne yapmak istiyorlar şu anda ortada bir somut teklif ya da tasarı olmadığı için bilmiyoruz. Sadece şunu biliyoruz, DEVA’nın önünü hiçbir engel kesemez. Ne yaparlarsa yapsınlar. Seçime de meclise de gireriz.” 

Söz konusu yasa değişiklikleri gerçekleşmeden, bu yeni düzenlemelerin kapsamına girmemek için AKP’den ayrılmalar ve DEVA’ya geçişler bekleyip beklemedikleri sorusuna ise üst düzey kurmay; “O zaman kuruluş aşamasında belirttiğim gibi biz yola çıkmadan önce de AK Parti’den gelmek isteyen çok sayıda vekil arkadaşımız vardı. Biz istemedik. Kuruluşumuz tamamladık, genel merkez teşkilatımızı oluşturduk. Ülke çapında örgütlenme çalışmalarımız hızla devam ediyor. Şimdi de diyoruz ki öncelikle ve ilk başta DEVA Partisi’nin ilkelerini felsefesini beğenen, benimseyen, inanan AK Parti’den olsun başka partiden olsun gelmek isteyen arkadaşlara tabii ki kapımız açık. Öncelikli kriterimiz DEVA’nın ilke ve felsefesinin benimsenip kabul edilmesi, özümsenmesi.” görüşünü dile getirdi. 

MHP tarafından verilen yasa değişikliği teklifi ve AKP’nin de aynı yönde hazırladığı bir başka teklifle internet ve sosyal medyaya kısıtlama getirilmesi, sosyal medyaya kontrol ve denetimin uygulamaya sokulması hazırlıkları konusunda ise DEVA yetkilisi Ahval’e şu değerlendirmeyi yaptı: 

“Bu da siyasi partiler, seçim yasası değişikliği hazırlıklarından farklı bir şey değil. Şu anda konvansiyonel medyanın neredeyse tamamı iktidarın kontrolünde. Tek sesli ve tek merkezden başlıkların atıldığı bir medya var. Topluma nefes aldıran, sesini duyurmasına imkân sağlayan alternatif yerler sosyal medya, internet, youtube, twitter… 

Şikayet edilen konularda sahte hesaplar, hakaretler vs. otokontrol olmasını, ancak bunun herkesin üzerinde uzlaştığı, benimsediği demokratik şekilde olmasını biz de arzu ederiz. Ama yapılmak istenen bu değil. İktidar birtakım etik ilkeler, kendince yeşil noktalı hesaplar ilan ediyor. Herkesin buna uymasını istiyor. İktidar ortaklarının amacına hizmet edecek, kontrol edebilecekleri bir internet ve sosyal medya mecrası arzuluyorlar. Hem seçim yasalarıyla hem de bu düzenleme girişimleriyle kendileri dışındaki partilerin ve toplumun alternatif medya alanlarını, soluk borularını kesmek istiyorlar. Her iki girişim de iktidar ortaklarının büyük bir telaş ve panik içinde olduğunu gösteriyor.” 

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yakında Yargı Reformu’nun 3. Paketinin meclise gönderileceğini açıklamasına karşılık daha önce yürürlüğe konulan iki paketin hiçbir beklentiyi karşılamaması yanında af niteliğindeki infaz yasasının da ciddi tartışmalara yol açtığını belirten DEVA Partisi yöneticisi “şu anda yargının fonksiyonlarının yürütme tarafından icra edildiğini” söyledi. 

“DEVA Partisi olarak toplum vicdanını temsil etmeyen infaz yasası değişiklikleriyle, çok farklı suç tipleri kapsama alınırken, gazetecilerin, herhangi bir silahlı eyleme karışmamış, terörle bağlantısı olmayan düşünce ve ifade suçlularının kapsam dışında tutulmasının hiçbir izahının ve savunmasının olamayacağını söylediklerini” belirten DEVA yetkilisi sözlerini şöyle sürdürdü: 

“Yargı reformu dediğiniz zaman vatandaş sizin söylediklerinize değil, eyleminize bakar. Kâğıt üzerinde çok cicili-bicili şeyler yazabilirsiniz. Önemli olan eylemdir. Türkiye’de mevcut durumda bir yargı bağımsızlığından, mahkemelerin tarafsızlığından söz edilebilir mi? Hayır. Yargı reformu Cumhurbaşkanlığı sarayında açıklanıyor. Yüksek yargı mensupları, hakimler, savcılar huzura çağrılıyor.  

Yargı reformu açıklanmadan bir gün önce yabancı bir ülkenin devlet başkanının telefonuyla, cezaevindeki terör suçu isnat edilen bir tutuklunun talimatla salınması ve ülkesine gönderilmesi, yargının fonksiyonlarının yürütme, siyasi iktidar tarafından icra edildiğini en somut şekilde gösteriyor. Bir hukuk devletinde böyle bir şey olmaz, kabul edilemez. Bizim bu konudaki tavrımız, tutumumuz, ilkelerimiz çok net. O yüzden yargı reformu paketleri de kâğıt üzerinde süslü püslü laflarla bezenmiş metinlerden ibaret. Yargı yürütmenin dediğini yapmak dışında tarafsız ve bağımsız görev ifa edemiyor.”