Davutoğlu: İslami hareket otoriter bir 'klan İslamcılığı'na teslim oldu

Merkezi Diyarbakır’da bulunan Dicle Toplumsal Araştırmalar Merkezi (DİTAM) tarafından düzenlenen ‘Tigris Diyalogları’ toplantısına katılan, Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve AKP’yi eleştirdi. Davutoğlu “Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi siyasetin doğasını bozuyor” dedi.

Koronavirüs salgını nedeniyle bu kez internet üzerinden düzenlenen ‘Tigris Diyalogları’ toplantısına katılan Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, Türkiye’nin değişik illerinden birçok STK temsilcisi, siyasetçi, gazeteciyle bir araya geldi.

Toplantının basına açık bölümünde konuşan Davutoğlu hem Türkiye’de hem Dünyada siyasette kırılma yaşandığını söyledi. 

Cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminin Türkiye’de siyaset ve devlet sistemini çözdüğünü savunan Davutoğlu “Türk Osmanlı siyaset çizgisinin ana damarlarında büyük kırılmalar yaşanıyor. AK Parti de bu kırılmanın bir parçası. 

Bu ana damarlardaki kırılmaları genel dünyadaki kırılmalarla bir yerde buluşturamazsak, bu kırılmalar derinleşir. Buluşturursak hem Dünya ile entegre hem kendi içinde meselelerini çözen bir siyaset pratiği ortaya koymuş oluruz. 
Dünya’da büyük bir sistem depremi yaşanıyor onun dokusunu oranlamak zorundayız. Türkiye'de sistemik bir deprem yaşanıyor. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’yle zaten sarsılan devlet yapısı iyice çözülüyor ve siyaseti de çözüyor. 

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi siyasetin doğasını bozuyor. Ben o zaman şiddetle karşı çıktım, 17 sayfalık bir metin verdim. 15 Temmuz’dan sonra 3 saatlik bir görüşmede, Türkiye'deki demokrasinin çok ciddi bir tehdit altında olacağını söyledim. 

Böyle bir sistemle siyasetin ve AK Parti'nin doğasının bozulacağını söyledim. Böyle sistemik bir depremin yaklaşmakta olduğunu hissediyorum. Ya bu sistemik depremin telaşı içinde var olan binaların içinde enkaz altında kalacağız ya da hep beraber bu enkazdan çıkmanın bir yolunu bulacağız” dedi

Başbakanlıktan ayrılma nedeninin Erdoğan’la liderlik yarışı olmadığını ifade eden Davutoğlu, “Başbakanlıktan ayrılma nedenim de zannedildiği gibi Tayyip Erdoğan'la aramızdaki liderlik yarışı değil. O da vardı tabii, her yerde böyle bir hissiyat psikoloji olur. 

Yeni yükselen bir profil varsa tartışmalı, düşük profilli biri istenebilir ama simgesel olarak farklılaştığımız hususlar bugün de farklılaştığımız hususlardır. Başbakanlıktan ayrılmama yol açan saikler bugün için de geçerlidir. Böyle bir çizgi, 2016 yılı 15 Temmuz’uyla birlikte Türkiye artık dünyaya açık, kimlik siyasetine açmış, toparlayıcı ve demokratik detaylarla yürüyen bir ülke olmaktan, AK Parti de böyle bir ülkenin lokomotif olmaktan tamamı ile çıktı ve antidemokratik bir trend içine girdi” diye konuştu.

Davutoğlu, Şehir Üniversite’sinin kapatılmasını işkence olarak nitelendirdi. Davutoğlu “Şehir Üniversitesi'nin siyasi otorite kasıtla, neredeyse işkence ederek kapatıyor. Bir hamlede değil. Hala öğrencileri hangi okula yatay geçiş yapabilecekleri konusunda yönetmelik yayınlanmış değil. 

Gerçek bir psikolojik işkence hali yaşatıldı bizim üzerimizden, üniversite üzerinden bize. Bu problemlerin sistemle ilgili boyutu da var. Sadece Tayyip Erdoğan'la ilgili değil. Aynı Tayyip Erdoğan dengeleyici faktörler olduğunda sistem farklı işlediğinde de başka türlü davranmıştır. Güç temelliğinin yol açtığı olağanüstü çürüme yozlaşma Tayyip Erdoğan'ın şahsiyetiyle daha da derinleşti” şeklinde konuştu.

Yeni infaz yasası ile mafyatik unsurların alan kazandığını ifade eden Davutoğlu “İnfaz yasasıyla çıkan mafyatik unsurlar gibi neredeyse hepsi alan kazanıyor. 90'lı yıllarda o alanları daraltarak harekete geçen AK Parti, bütünüyle kimliğini, muhtevasını, felsefesini, özünü getirdi. 

Özal'ın düşüşü nasıl Türkiye'nin kaderini olumsuz etkilediyse ise şimdi de bu ve sistemik depremde yozlaşan, güç yozlaşması yaşayan, çöküşteki bir partinin ülkeyi yönetiyor olması büyük şanssızlıktır. Her türlü uzlaşmaya kapalı, çağdışı yaklaşımlarla bazen Perinçek, bazen Bahçeli örneğin de bazen görünmeyen bir aktörlerle iş birliği içinde bir iktidar formasyonu var. Sadece siyasetin doğasını değil, devletin işleyiş doğasını bozdu. 

Cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminin devlet ve toplum arasındaki ilişkileri dumura uğrattığı kanaatindeyim. Eskiden milletvekilleri ve bakanlar üzerinden toplumun değişik unsurlarıyla devlet mekanizması ve kamu düzeni arasında kurulacak irtibat anlamını kaybetti. Siyasetin ana damarları çözüldü” dedi.

Davutoğlu, Erdoğan’la birçok noktada ayrıştıklarını vurgulayarak, “Kapsayıcılık ve dışlayıcı çizgisine bir ayrım noktasındayız. Biz Gelecek Partisi olarak Cumhuriyet tarihinin en kapsayıcı partisini kurduk. Davutoğlu, AK Parti Genel Başkanı ve AK Parti'nin devam mahiyetinde olduğu söyleniyor. AK Parti ile aramızda radikal bir ayrım var. O yüzden Tayyip Erdoğan üstümüze üstümüze geliyor. Çünkü kendi tabanında radikal bir dönüşümün öncüsüyüz, revizyonda değil radikal bir dönüşüm. 

Nedir kapsayıcılık? Hangi toplum kesimi varsa bu partide olacaktır. Türk, Kürt, Sünni, Alevi, Müslüman, gayrimüslim, liberal, muhafazakar. Yatay kesen bir parti yapılanmamız var. Tayyip Erdoğan'a olan muhalefetimizin temelinde de kapsayıcılık var. Kapsayıcılık siyasetimizin ve muhalefetimizin temel doğrusudur. Tayyip Erdoğan'a AK Parti’ye olan muhalefetimiz, MHP'ye, Perinçek’e olan muhalefetimiz onların dışlayıcı niteliğinedir ve bu muhalefetimiz keskin şekilde devam edecektir” diye konuştu.

Davutoğlu, AK Parti’nin daralarak aile partisine dönüştüğünü savunarak, “2002'de Türkiye'nin önü açılmıştı ama gittikçe bırakın İslami kesimi, Karadeniz'in İslamcılığına, Karadeniz'de de bir iki ilin muhafazakâr tecrübesine dayalı darala darala, bir aileye kadar daralan, sembolik kimlik siyasetine dönüşen bir parti oldu. 

Benim o parti ile ilgili bir şey yapabilmem mümkün değil. Başbakanlığı bırakırken nepotizme karşı çıktığımı açıkça ifade ettim. 3-4 yıl sabrettim, baktım AK Parti'nin dönüşmesi mümkün değil. 90'lı yılların en dinamik hareketi olan İslami hareketin önemli isimleri tek tek otoriter bir klan İslamcılığına teslim oldular. Tercihleri düşük profilli bir Başbakan oldu. Gelecek Partisi olarak biz değer siyasetini öne çıkaracağız. Dünyada da bundan sonraki ayrım değer ve kimlik siyaseti arasında ayrımı net yapanların olacak. Bu da siyasetin zeminini oluşturacak, ittifaklar kurulacaksa bu zeminde olacak” şeklinde konuştu. 

Haberin kaynağına buradan ulaşabilirsiniz