CHP’li Toprak: Siyasi yasağını kaldırdığımız Erdoğan siyasi yasak peşinde

Ahval Özel

Koronavirüs salgını nedeniyle 48 gündür kapalı olan Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) 2 Haziran’da yeniden açıldı. Meclisin gündeminde ise AKP ve MHP’nin ortaklaşa belirlediği çok sayıda yasada değişiklik içeren, muhalefeti baskı altına almayı hedefleyen düzenlemeler var.

Sokağa çıkma yasakları süresinde polisle birlikte vatandaşlara yönelik bekçi şiddeti de sıklıkla gündeme geldi. Buna karşılık iktidarın mecliste yasalaştırmayı öngördüğü düzenlemelerden birisi Çarşı ve Mahalle Bekçilerinin Görev ve Yetkilerini genişleten yasa. Komisyonlarda AKP-MHP oylarıyla kabul edilen ve şimdi genel kurulda oylanacak değişikliklerle bekçilere silah taşıma, kimlik sorma, gözaltına alma, sorgulama vb. yetkileri veriliyor. 

Öte yandan siyasi partiler yasası, seçim yasası, dokunulmazlıkların kaldırılması, meclis içtüzüğü gibi kritik değişikliklerin yanı sıra internet ve sosyal medyanın kontrolünü, yeni yasakları, kısıtlamalar ve ağır parasal yaptırımları içeren yasa tekliflerinin de art arda TBMM’den geçirilmek istenmesi muhalefetin de gündeminde. Bir yandan yapılmak istenen değişikliklere tepki gösteren muhalefet diğer yandan bunları engellemenin yollarını arıyor.

CHP İstanbul Milletvekili ve Genel Başkan Koordinatör Başdanışmanı Erdoğan Toprak, CHP Merkez Yönetim Kurulu’nun (MYK)  1 Haziran’daki toplantısına sunduğu kapsamlı raporda bu konuya geniş şekilde yer verdi.

İç ve dış politikadaki, ekonomideki gelişmeleri Haftalık Değerlendirme Raporu’nda ele alan Toprak,  “İktidarın küçük ortağı tarafından TBMM’ye verilen değişiklik teklifinde, internet ve sosyal medyaya girişlerin, kullanıcıların TC Kimlik Numarasıyla (TCKN) yapılması mecburiyeti getiriliyor. Sosyal ağ sağlayıcılarına Türkiye’de temsilcilik açma mecburiyeti yanında düzenlemelere uyulmaması halinde ağır idari para cezaları içeren değişiklik tekliflerinin sadece muhalefeti susturmak, eleştirel paylaşımları engellemek ve kişileri fişlemek amaçlı olduğu görülüyor!” dedi.

Erdoğan Toprak son günlerde AKP’nin ve Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı’nın kendilerince sosyal medya etik ilkeleri belirleyip yeşil noktalı ‘milli-yerli hesaplar’ kampanyası başlattığına dikkat çekerek;

“Bir yandan sosyal medya etik ilkeleri ilan edip, bu ilkeleri kabul ettiğini beyan eden yandaşlarına yeşil noktalı hesaplar açtıran iktidar, en ağır küfür ve hakaretler bu hesaplardan yapılınca suspus oluyor! 

Cumhurbaşkanı İletişim Başkanı, bir başka sosyal medya etik denetim sistemi kurup, kendince muhalefeti, eleştirel paylaşımları denetliyor, damgalıyor, kontrol edip onaylıyor! Tamamıyla siyasi hırsla davranıyorlar, muhalif gördükleri hesapları kontrole alma, hesap sahiplerini TCKN’leri üzerinden gözaltına alıp tutuklamadan öte bir düşünceleri yok!” görüşünü dile getirdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın avukatları tarafından CHP üyelerine yönelik olarak başlatılan savcılıklara suç duyurusu, Cumhurbaşkanına hakaret davaları ve gözaltı dalgasının, yapılmak istenen yasa değişikliklerinin amacını da ortaya koyduğunu ifade eden Toprak raporunda şu değerlendirmelerde bulundu:

“Öyle ki 7 yıl önce yapılan, o dönemde 18 yaşından küçük olduğu için cezai ehliyeti olmayanların paylaşımlarını, 7 yıl sonra suç ve Cumhurbaşkanına hakaret davası, gözaltı ve tutuklama gerekçesi yapmaya çalışıyorlar. Bu da şu anda bile herkesin hesabının iktidar tarafından kontrol altında olduğunu, paylaşımların duruma ve konjonktüre göre daha sonra dava ve ceza konusu yapılmak üzere muhtemelen iktidarın bilgisi dâhilinde geriye dönük taranarak bir yerlerde depolandığını gösteriyor. İnternet ve sosyal medya platformlarına TCKN ile giriş koşulu getirerek herkesi fişlemeyi, hesapları kontrolüne almayı hedefleyen iktidar partisi, bu verilerin Amerikalı youtube, zoom, skype, spotify, facebook, twitter, whatsapp, instagram, vb… sosyal medya platformlarına verildikten sonra milyonlarca yurttaşın bilgilerinin bu kuruluşlarca hangi amaçla kullanıldığını nasıl denetleyeceğini düşünemiyor.”

İktidarın hazırladığı yasa değişiklikleri ile siyasi, toplumsal muhalefeti, mesleki sivil toplum örgütlerini kuşatmayı hedeflediğini, bunu yaparken de “Siyasi ahlâk, düşünce ve ifade özgürlüğü, demokrasi, seçmen iradesine saygı bahanesine sarıldığını” dile getiren Toprak, bunun samimiyetsizlik olduğunu söyledi.

Sivil Toplum Örgütleri ve Meslek Kuruluşları, Barolar, Mühendis-Mimar Odaları ve Tabip Odaları yasalarında değişiklik planlayan iktidar partilerinin, Seçim ve Siyasi Partiler Yasasında, TBMM İçtüzüğünde, Milletvekili dokunulmazlıklarının kaldırılmasında da kendi amaçlarına göre düzenlemelere gitme hazırlığında olduğunu kaydeden Erdoğan Toprak CHP MYK’ya sunduğu raporda bu hamlelerin gerçek hedefini şu sözlerle değerlendirdi:

“İktidar, Milletvekillerinin parti değiştirmelerini ‘siyasi ahlaksızlık’ diye nitelendirip yasaklamayı amaçlıyor. Ancak siyasi tarihimizin en büyük milletvekili transferlerini daha kurulduğu gün gerçekleştiren AK Parti’nin şimdi böyle bir hazırlığa girişmesi, çok büyük bir çelişki! AK Parti’nin mazisi, 15 Ağustos 2001’de kurulduğu gün ve ertesi iki günde 50’den fazla vekili transfer edip meclise girmesiyle başlamıştı. İktidar ortağı MHP’nin yanı sıra DYP, ANAP, HAS Parti, DSP, ÖDP ve daha bir çok partinin genel başkanı da dahil en zengin transfer albümüne sahip partinin kendileri olduğunu biliyorlar. 31 Mart 2019 yerel seçimlerinden sonra her hafta 5 Belediye Başkanı olmak üzere, muhalefet belediyelerinden en az 100 başkan transfer edeceğini ilan eden de AK Parti idi. 

Şimdi ‘siyasi ahlaksızlık, seçmene saygısızlık’ dedikleri bu süreçlerin bugüne kadar en hızlı ve baş uygulayıcısı olan iktidarın, neden böyle bir değişikliğe ihtiyaç duyduğu apaçık ortadadır. AK Parti’den kopan yeni kurulan partilerin mecliste temsilini engellemek, seçim yasası değişiklikleriyle olası bir seçime girebilmelerini imkânsıza dönüştürmek başlıca amaçları. Bunun yanı sıra hızla erime sürecine giren partilerindeki ve iktidarlarındaki çözülmeyi, kopuşları, yasaklarla frenleyebileceklerini düşünüyorlar.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın siyasi yasağının kaldırılması da dahil bugüne kadar hep demokratik siyasetin, demokratik temsilin, seçmen iradesinin özgürce tecellisinin, tüm siyasi partilerin seçime girmesi ve sandıkta yarışmasının yanında olduk, yolu açtık. İktidar ise demokratik siyasetin önünü kesme, yollarını kapatma, muhalefetin hareket alanını kuşatma peşinde!”

Yaklaşık iki ay aradan sonra yeniden çalışmaya başlayan mecliste salgının ekonomik etkilerini bertaraf edecek düzenlemelere öncelik verilmesini isteyen muhalefet partileri bu konuda çok sayıda yasa teklifi hazırladı. Küçük esnafın, işini kaybedenlerin kayıplarının telafisini öneren tekliflerde vergi, kredi, prim borçlarının en az bir yıl ertelenmesi, faizlerinin silinmesi isteniyor. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu 16 maddelik bir önlem ve çözüm önerisinde bulunurken, İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener de tarım kesiminde üreticilerin, çiftçilerin uğradığı zararların telafisi için 5 maddelik bir paket gündeme getirerek Cumhurbaşkanı Erdoğan’a çağrıda bulundu.

Ancak iktidarın öncelikleri arasında bunlar yok. Aksine muhalefetin sesinin kısılması, sorunların dile getirilmesinin meclisi içinde ve dışında önlenmesi, muhalefet partilerinin, sivil toplum ve meslek örgütlerinin hareket alanlarının daraltılması var. Yeni kurulan partilerin engellenmesi yanında sosyal medya ve internet medyasının kontrol altına alınması, muhalefet milletvekilleri hakkında düzenlenen 600 dolayındaki fezlekenin gündeme alınarak bu vekillerin yargıya gönderilmesi, iktidarın ana gündemi.

O yüzden de önümüzdeki günlerde siyasi gerginliklerin sert biçimde tırmandığı, meclisin gergin ve tartışmalı oturumlara sahne olduğu bir sürecin başlaması kesin görünüyor.