Selçuk Mızraklı’ya: Bu kentin yoksulları sana minnettar

Selçuk Mızraklı’yı uzun yıllardır tanıyorum. Selçuk Mızraklı Diyarbakır’da halk tarafından sevilen bir hekimdi ama çok kıymetli bir diğer özelliği de uzun yıllardır kendisini yoksullukla mücadele çalışmalarına adamış olmasıydı.  Nitekim bizim tanışmamız da yoksullukla mücadele çalışmalarından geliyor. 

Sarmaşık Yoksullukla Mücadele Derneği 2005 yılında büyük bir toplumsal katılımla kurulmuştu. Kurucuları arasında sivil toplumdan insanlar olduğu gibi, siyasetin içinden insanlar, HDP’li, AKP’li ve CHP’li isimler de vardı. Yoksullara yardım değil, yoksullarla dayanışma şiarı benimsenmiş ve tüm mekanizma buna göre yapılandırılmıştı. Dernek bünyesinde kısa zamanda, ihtiyacı olan ailelerin, bir market gibi gelip alışveriş yapabileceği bir Gıda Bankası kuruldu. 

Gıda Bankası o kadar iyi işledi ki, Türkiye’nin birçok yerindeki farklı AKP, HDP, CHP belediyeleri tarafından örnek alınarak, belediyeler, valilikler ve kaymakamlıklar eliyle ülke geneline yayıldı. Tüm Türkiye’de yoksullukla mücadele çalışmalarına yeni bir soluk getirmişti Sarmaşık. 2016 yılında KHK ile kapatılmadan önce,  5400 aileye, yaklaşık 35 bin insana aylık gıda desteği veriyordu. Bir nevi devletin yapması gerekeni yapıyordu bu dernek.

Selçuk Mızraklı uzun yıllar bu derneğin başkanlığını yürüttü. Ben de yoksullukla mücadele çalışmalarının içinde yer aldığım için yolumuz sık sık kesişiyordu. Daha fazla aileye nasıl ulaşılır, ailelerin onurunu incitmeden onlarla nasıl dayanışılır, açlık sınırı altındaki ailelerin çocukları için ayrıca neler yapılabilir… tüm bu sorunları uzun yıllar birlikte tartıştık. Hekim olarak tüm yoğunluğuna rağmen Sarmaşık Derneği ve Mezopotamya Vakfı gibi sivil toplum örgütlerinin içinde yer almaktan, gönüllü emek ve vaktini vermekten geri durmadı Selçuk Mızraklı. Velhasıl özel bir adamdır Selçuk Abi.

2015-2016 kent savaşları başladığında, bir yandan yerde kalan cenazeleri, kentlerin yıkımını var gücümüzle duyurmaya çalışırken, bir yandan da Bölgede evsiz kalan aileler ile dayanışmaya çalışıyorduk. Selçuk Abi yine desteği ile yanımızdaydı. Telefonu herkese, her zaman ama en çok da yoksullara açıktı. Zor günlerin de dostuydu. 2017’de gözaltından çıktığımda bizim evdeydi Selçuk Abi, ısrarla artık yazmayı bırakmamı isteyen anneme uzun uzun kalemimin buradaki insanlar için, Bölgedeki hak ihlallerinin duyurulması için ne kadar önemli olduğunu anlatıyordu. 

Kısa bir süre önce siyasete girdi, çok da sevildi. Başına gelecekleri, cezaevine konulabileceğini bildiği halde Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı adayı oldu ve yüksek oyla seçildi. Başkan olur olmaz, yine ilk konuştuğumuz konu kentteki yoksulluğu azaltabilecek projeleri nasıl hayata geçirebileceğimiz idi. Yoksullukla mücadele onun en önem verdiği konuların başındaydı. 

Göreve geldiği ilk haftalarda uzun uzun Diyarbakır’da iş alanı yaratabilecek, yoksullukla mücadelede motor gücü oluşturabilecek projeler üzerinde konuştuk, danışmanları ile çalıştık. Kafasında birçok proje vardı. Ama dört ay olmamıştı ki kayyım atandı.  Kayyım atandığında bile Selçuk Abi moralini bozmadı, her zaman gülümseyen yüzüyle insanlara umut aşılamaktan geri durmadı. Diyarbakır Lise Caddesinde kayyıma karşı başlatılan protestolara her gün katıldı, ona oy veren halkıyla birlikte oldu, mücadele azmini tek bir gün yitirmedi. Cezaevine atılacağını bilerek ülkede kalmaya devam etti. 

Şimdi bu iyi hekim, yoksulların dostu bu güzel adam mesnetsiz iddialarla tutuklandı.  İfade sorgu zaptını okuyorum. Bir itirafçının verdiği beyana göre yaralı bir örgüt mensubunu tedavi ettiği iddia ediliyor. Bu arada itirafçının tahliye edildiğini de birkaç gün önce medyadan öğreniyoruz. Bir diğer suçlama “PKK'nın çağrıları üzerine", örgütün eylem ve faaliyetlerinin övüldüğü eylem ve etkinliklerine katılması suçlaması. 

Katıldığı tüm etkinlikler HDP’nin, yani devletten maddi destek alan, yasal bir siyasi partinin eylem ve etkinlikleri. Son suçlama ise Sarmaşık Derneğinin Başkanlığını yapmış olması. Yani yoksulların dostu olması, yoksullukla mücadele etmiş olması! Meğer suçmuş bu. Peki o zaman şunu sormak gerekmez mi: Eğer bu suç ise, Sarmaşık Derneği’nin AKP’li kurucularına neden aynı suç yöneltilmiyor?

Sarmaşık Derneği ile zamanında neden bu ülkedeki birçok Valilik ve Kaymakamlık işbirliği yaptı? Sarmaşık Derneğinin çalışmasına yıllarca neden izin verildi? Sarmaşık Derneği’nin kurduğu yoksullukla mücadele yöntemi neden bu ülkedeki birçok Valilik, Kaymakamlık ve sosyal hizmetler il müdürlükleri tarafından benimsendi?

Tabi hepimiz biliyoruz cevabı. Dönem değişti. Bir zamanlar yoksullukla mücadele için Sarmaşık’ın bir ucundan tutan AKP değişti. 

Çok şey umut etmiyorum doğrusu. Herkesin ne kadar yalnız olduğu ve ne kadar yalnız bırakıldığı aşikâr. Yazıyı bitirirken Selçuk Abi’nin 2 belediye başkanı ile birlikte, cezaevine 10 saat yolculukla, dar hücrede, kelepçeli ve molasız şekilde sevk edildiğini öğreniyorum. Yüreğime kocaman bir taş oturuyor.  Bilmiyorum sesim sana ulaşır mı Selçuk Abi. Sadece bil istedim bu kentin yoksulları sana minnettar. Ben de…


© Ahval Türkçe

Bu makale yazarın görüşlerini yansıtır. Ahval’in yayın politikası ve editoryal bakış açısı ile her zaman uyumlu olmak zorunda değildir.

Bu makale yazarın görüşlerini yansıtır. Ahval’in yayın politikası ve editoryal bakış açısı ile her zaman uyumlu olmak zorunda değildir.