Erdoğan için Biden buzdağının görünen kısmı

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın New York'taki BM görüşmelerinde yaşadığı ABD Başkanı Joe Biden ile görüşememe hayal kırıklığı sonrasında 28 Eylül günü TRT'de kaynağı belirsiz bir haber yayınlanmış ve Erdoğan'ın Roma'da G20 Zirvesi esnasında Biden ile görüşeceği haberleştirilmişti. Daha sonraki günlerde hem Roma'da hem de Glasgow'daki İklim Zirvesinde Erdoğan'ın Biden ile iki kez görüşme ihtimalinin olduğu yine hükümete yakın kaynaklarda yayınlandı. 

28 Ekim sabah saatlerinde Beyaz Ev'in yayınladığı 'ayrıntılı' Roma ve Glasgow ziyaretleri programında ise Erdoğan halen yok. Roma'daki G20 Zirvesinde görüşme olmayacağı kesinleşirken, Erdoğan'ın bizzat ilan ettiği Glasgow görüşmenin halen Beyaz Ev'den ne yazılı ne de sözlü olarak teyit edilmemiş olması hiç şüphesiz Ankara'yı diken üstünde tutmaya devam edecek. İki liderin Glasgow'da görüşme ihtimali yine de %50'den fazla görünüyor.

Bununla birlikte Biden seçilmesinden beri bir yılı doldurmak üzere iken Erdoğan ile sadece bir kez yüz-yüze görüşmüş olması ve bir kez de Ermeni Soykırımını tanıma nedeni ile telefonla görüşmüş olması, iki lider arasındaki buz gibi havanın yansıması olarak okunabilir. Erdoğan henüz Beyaz Ev'de görüşme ihtimalini elde edememişken, Ekümenik Patrik Bartholomeos'un hem Oval Ofis'te Biden ile görüşmesi, hem de Dışişleri Bakanı Antony Blinken ile görüşmesi hiç şüphesiz akıllardan uzun bir süre çıkmayacak. 

Türkiye'nin F 35 ittifakından çıkarılmasının yeri, zamanı dikkat çekici.

Pentagon'dan 27 Ekim Çarşamba günü, öğleden sonraki saatlerde yapılan açıklamada Türkiye'nin 2000'li yılların başından beri enerji, zaman, personel ve para yatırımı yaptığı F-35 projesinden ve ittifakından resmi olarak 23 Eylül günü çıkarıldığı ve bunun o gün Türk muhataplara bildirildiği ilan edildi. 

23 Eylül günü hayli dikkat çekici zira o gün aynı zamanda Erdoğan'ın New York'taki BM görüşmelerini bitirdiği ve ülkesine döndüğü gün. Erdoğan'ın birlikte olduğu Türkiye'den medya sektöründe çalışan figürlere verdiği mülakatın yayınlanma tarihi 23 Eylül olduğuna göre, Erdoğan'ın Biden'a çok sert eleştiriler getirdiği ve son 20 yıldaki en kötü ABD başkanı olarak tasvir ettiği bu mülakatın da, bu bilgi ışığında, yani Türkiye'nin F 35 ittifakından atıldığı bilgisinin kendisine verildikten sonra yapılmış olduğu da neredeyse kesin görünüyor. 

O mülakatta Erdoğan'ın Biden'a karşı yaptığı sert eleştirilerin yanı sıra ABD ile de ilişkilerin sağlıklı olmadığı yolundaki demeçlerin faktörleri arasında Biden'ın görüşmemesi yanında F 35 ittifakından atılma haberinin de kendisine verilmiş olduğunu varsayabiliriz. 

Bir başka deyişle New York'a Biden ile görüşme umuduyla giden Erdoğan ile görüşmeyen Biden bir de F 35'den atılma haberini Erdoğan henüz New York'ta iken vermeyi seçmiş olduğu anlaşılıyor.

Yeni F 16 talebi gerçekleşebilir mi?

Türkiye'nin 23 Eylül'de verilen F 35'den çıkarılma veya kovulma haberinden tam bir hafta sonra, 30 Eylül günü, Türk Savunma Bakanlığının bu kez 40 yeni F 16 almak ve envanterindeki diğer F 16'ların modernizasyonunu yapmak için ABD'ye başvurduğu öğrenildi. 

ABD'de Kongre bu tür silah satışlarında onay verme yetkisine sahip olsa da, Başkanda da istisna ilan etme ve Kongre sürecini by-pass etme gücü bulunuyor. Bununla birlikte, Washington'da herkesin sorduğu soru, her konuda Batı ile kavga eden, IŞİD'in yenilgisinde en büyük faktör olan Suriyeli Kürtlere karşı yeni bir saldırı planladığını ilan eden ve Rus hava savunma sistemi S-400'ü alan Erdoğan'ın talebini yerine getirmek için Biden neden enerji ve güç harcasın?

Dahası, S-400'lerin F 16'lar üzerinde test edildiği de halen akıllarda. Erdoğan, bir erken seçim veya 2023 seçimleri öncesi Kuzey Suriye'ye bir harekat daha planlarken, ve bir başka NATO üyesi Yunanistan ile sürekli sürtüşürken, F 16 talebi, daha resmileşmeden Kongre'den tepki seslerine muhatap oldu ve 11 Kongre üyesi, böyle satışın ABD çıkarlarına terst olacağını ifade etti. 

Kongre'deki Senato Dış İlişkiler Komitesi Başkanı Bob Menendez ise, 29 Eylül günü ABD'nin Ankara'ya atadığı yeni büyükelçi Jeff Flake'in onama toplantısında, Türkiye'nin S-400 savunma silahını elinden çıkarmadıkça yeni silah satışının mümkün olmadığının altını çizdiğini hatırlatmakta yarar var. 

S-400'leri elden çıkaracağına dair bir işaret vermeyen, tam tersine ikinci bölüm S-400 savunma sistemini alacağını teyit eden Türkiye'nin, F 16 alabilmesi için Kongre'ye cazip bir çözüm sunabileceği yönünde de şimdiye kadar bir işaret bulunmuyor.

Bir tarafta Türkiye F 16'ları öncelikle Yunanistan ile sürtüşmede üstünlük kazanmak ve K.Suriye'deki Suriyeli Kürtlere karşı kullanmak için almayı planladığı ortada iken, Türkiye'nin sürekli olarak ABD'yi, Türkiye'nin güneyinde bir 'terör devleti' kurmakla itham ettiğini hatırlatmalı. Yani yine bir kısır döngü karşımızda. Ankara, F 16'ları ABD'nin iki önemli müttefiğine karşı kullanmak üzere almak istiyor. Alamazsa Rus jetlerine dönmekle tehdit ediyor. Rus jetlerini almak, tüm savunma sanayisini Rus silahlarına uygun olarak dönüştürmenin maliyeti, son yirmi yılda Batı'nın en gelişmiş beşinci nesil F 35'lerine hazırlanmak için harcanan maliyetine eklemeyi sanayi uzmanlarına bırakıyorum.

Haziran'daki Erdoğan-Biden görüşmesinin altından çok sular geçti.

Geçtiğimiz yaz mevsiminde Türkiye'nin Afganistan'da ABD'ye yardımcı bir rol oynayabileceği ihtimallerinin arttığı bir dönemde yapılan Erdoğan ve Biden görüşmesi sonrası taraflar olumlu mesajlar vermişlerdi. Ne var ki Haziran ayından beri köprünün altından çok su aktığı görülüyor. Afganistan konusunda artık yazı yazan dahi yok. Bu, Erdoğan'ın Taliban'a karşı etkisini kullanmasının önemsiz olduğu çıkarımına bize götürmüyor ama Haziran ayında Afganistan'dan çekilme planları ortasında 'denize düşen yılana sarılır' misali Erdoğan'a muhtaç olan bir Biden profilini artık bize vermiyor.

Bu şartlarda Erdoğan ise Biden'a karşı 'yardımcı olabilirim' pozisyonundan ziyade ABD'ye karşı 'bölgede işlerini güçleştiririm' tehdidi ile pozisyon almasına yol açıyor. 

Biden'ın Erdoğan'ın F 16 taleplerini yerine getirmek için ne kadar uğraşacağı şimdilik bilinmiyor. 1 dolara karşı 10 liraya doğru yol aldığımız, yabancı yatırımcıya güven telkin edilmesi gerekirken bugünlerde sürekli yeni krizlerin yaşandığı bir ülkenin mi ABD'ye ihtiyacı olduğu yoksa ABD'nin mi Erdoğan'a ihtiyacı olduğu tartışılması gereken konular. 

Trump döneminde, Trump'a güvenerek Kongre'yi boşlayan, tüm işlerini Trump üzerinden yapan Erdoğan, Biden dönemi ile birlikte Kongre'de dostsuz kalmış durumda. Kongre'de Erdoğan'a silah veya jet satmak için kimsenin parmak kaldırmayacağı aşikar. 

Bu süreçte Türkiye'ye jet ve silah satmak isteyecek ABD'nin en büyük silah fabrikalarının dışında Erdoğan için lobi yapacak figür ve kurum yok. Kısacası, Biden'ı ikna etse dahi ABD Kongresi halen buzul dağının görünmeyen kısmı olarak Erdoğan'ın karşısında duruyor. Buna yıllardır kavga edilen Washington'daki Türkiye uzmanları, düşünce kuruluşları ve ABD kurumlarını ekleyin. 

Biden, Erdoğan için Batı ve Washington ile yaşadığı sorunların sadece görünen kısmı.

Bu makale yazarın görüşlerini yansıtır. Ahval’in yayın politikası ve editoryal bakış açısı ile her zaman uyumlu olmak zorunda değildir.
Bu blok bozuk ya da eksik. Eksik içeriğe sahip olabilir ya da orijinal modülü etkinleştirmeniz gerekebilir.