‘Dolara fısıldayan adam Erdoğan’a karşı muhalefetin ‘Mutfakta Yangın’ zirvesi

Merkez Bankası (MB) Para Politikası Kurulu’nun (PPK) kasım ayı toplantısı bugün yapılacak. İçeride ve dışarıda tüm piyasaların, yatırımcıların merakla beklediği politika faizi kararı ise öğleden sonra saat 14.00’de açıklanacak.

Toplantı öncesinde siyaset hareketlendi. Partisinin TBMM grubunda konuşan Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Tayyip Erdoğan, bir kez daha ‘faiz sebep enflasyon netice’ tezinde ısrarlı olduğunu dile getirerek ‘faizde indirime karşı olanlara birlikte olmayacağını, olamayacağını’ söyledi. Erdoğan, grup çıkışında faiz konusunda yöneltilen sorulara ise ‘Merkez Bankası bağımsız, ne yapacağına kendisi karar verir’ karşılığını verdi.

Erdoğan’ın açıklamaları bir yandan MB’ye bugünkü toplantı için ‘faiz indirimi talimatı’ olarak yorumlanabileceği gibi diğer yandan da MB’nin bağımsızlığını gündeme getirip alınacak olası bir faiz indirimi kararıyla ortaya çıkacak kur yükselişleri ve piyasa kaosu durumunda sorumluluğu MB yönetimi ve PPK’ya atma çabası şeklinde de görülebilir. En zayıf ihtimal ise Erdoğan’ın ‘MB bağımsız’ ifadesiyle, bugünkü toplantıda şayet faizin yüzde 16’da sabit tutulması kararlaştırılırsa buna kızmayacağı mesajı vererek üstlerindeki ağır siyasi baskının yanı sıra piyasalardaki ağır endişe ve kaygı havası karşısında çaresiz durumdaki MB yönetimi ve PPK’nın yüreğine su serperek rahatlatmak istemiş olması.

PPK toplantısı öncesinde MB’ye ve ekonomideki ağırlaşan kriz tablosuna yönelik bir hamle de muhalefetten geldi. CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu ‘Gündemdeki aciliyet üzerine, Millet İttifakı ortağı İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener ile bir araya geleceğini’ duyurunca kulisler hareketlendi. Beştepe’de Erdoğan-Bahçeli arasında gerçekleşen sürpriz buluşmanın hemen akabinde muhalefet liderlerinin ‘acilen’ bir araya gelmeleri ‘ne oluyor?’ sorusuna yol açarken, düzenlenen ortak basın toplantısında Kılıçdaroğlu ve Akşener ‘Acil erken seçim’ çağrısını dile getirdiler.

İki lider ekonomideki ağırlaşan tabloyu ele almak için bir araya geldiklerini, mutfakların yangın yerine döndüğünü belirterek CHP ve İYİ Parti ‘ekonomi kurmaylarının acil ekonomik eylem-önlem-çözüm programı’ hazırlamak için ortak bir çalışma yürütmesi kararına vardıklarını duyurdular.

İki muhalefet lideri Erdoğan’ın faiz açıklamalarıyla ilgili sorulara karşılık MB’ye siyasi müdahalenin artık apaçık hale geldiğini hem Türkiye’nin hem de MB’nin iyice itibarsızlaştırıldığını vurguladılar.

Akşener, Erdoğan’ın ‘faiz sebep enflasyon netice’ tezi ve ekonominin kitabını yazdığına yönelik ifadeleri sonrası ‘Ekonomi nasıl batırılır’ kitabıyla Nobel’e aday olabileceğini söyledi.

MB’nin bugünkü faiz kararı öncesi iktidar ve muhalefet cephesinde yaşanan bu hareketlilik ve Erdoğan’ın faizlerin düşürülmesi konusundaki sözleri üzerine kurlar yine yukarı yönlü hareketlendi.

AKP grup toplantısı öncesinde 10,20 TL olan dolar kuru Erdoğan’ın konuşmasıyla yükselişe geçerek 10,56 TL’ye kadar çıktı. Ekonomi kulislerinde ise ünlü Hollywood filmi ‘Atlara fısıldayan adam’ gibi Erdoğan için ‘dolara fısıldayan adam’ yorumları öne çıktı.

Hatırlanacağı gibi eylül ve ekim ayındaki PPK toplantılarında önce 100 ardından 200 baz puan olmak üzere iki ayda 300 puanlık indirimle 6 ay boyunca yüzde 19’da tutulan politika faizini 16’ya düşüren MB yönetimi bu kararıyla döviz kurlarında ve enflasyonda yükselişin fitilini de ateşlemişti.

1 Eylül’de 8,30 olan dolar/TL kuru, peş peşe yapılan faiz indirimleriyle 17 Kasım’da 10,56 TL’ye kadar çıkarken TL’deki değer kaybı hızlandı. Bunda manşet enflasyonun (TÜFE) yaklaşık 4 puan altına düşürülerek negatife dönüşen faiz kararı ana etken.

MB Başkanı Şahap Kavcıoğlu eylül ayında yüzde 19,58 olan tüketici enflasyonuna rağmen 100 puanlık faiz indiriminin gerekçesini, PPK’nın artık ‘manşet enflasyon yerine çekirdek enflasyonu esas alma’ kararıyla izah etmişti.

Ekim ayında ise çekirdek enflasyon yüzde 16,78 olmasına karşılık politika faizinin 200 puan daha düşürülerek yüzde 16’ya indirilmesinin gerekçesi artık çekirdek enflasyonun esas alınmasından vazgeçilmesi olarak açıklandı.

Başkan Kavcıoğlu 2021’in 4. Enflasyon Raporu’nu açıkladığı basın toplantısında, bundan böyle MB’nin faiz kararlarında cari fazla verilmesi hedefine odaklanılacağını duyurdu.

Bu doğrultuda izlenecek stratejide; faiz indirimleriyle finansman maliyetinin düşürüleceği, yatırım-üretim-ihracatın artırılacağı, döviz gelirlerinin artması ve cari fazlaya geçilmesiyle kurların aşağı ineceği ve nihayet kurlardaki düşüşün enflasyonu da aşağı çekeceği kaydedildi.

Ekonomi kulislerinde Nasreddin Hoca’nın ‘yol kenarına dikenli çit dikip, koyun sürüsünün geçişi esnasında çitlere takılacak koyun yünlerini toplayıp satarak alacaklısına borcunu ödeme’ fıkrasına benzetilen ‘cari fazlaya odaklanma stratejisi’ ardından, MB’nin faiz-kur ve enflasyon politikasında herhangi bir çıpa kalmadı. MB Başkanı doğrudan ifade etmese de MB yasasındaki ‘TL’nin değerinin korunması, fiyat istikrarının sağlanması, enflasyonla mücadele’ yükümlülükleri terk edildi.

Hazine ve Maliye Bakanı Lütfü Elvan, TBMM’deki 2022 Bütçe Yasası görüşmelerinde muhalefet milletvekillerinin bu konudaki sorularına MB Başkanı ve Erdoğan’ın tam tersine yanıtlar verdi.

Bakan Elvan, MB Başkanının cari fazla konusundaki açıklamalarına ilişkin soruyu yanıtlarken, “Öncelikle şunu ifade edeyim, Merkez Bankasının temel görevi fiyat istikrarını sağlamaktır. Cari açıkta yapısal problemimiz var. Yapısal cari açığın azaltılması noktasında görev hükümetindir. Bir kez daha söylüyorum, yapısal cari açığın azaltılması konusundaki görev hükümete aittir. Dolayısıyla para politikasında uygulanacak araçlar bellidir. Bu araçları da Merkez Bankası uygular. Buna açıklık getirmek istedim,” dedi.

Bir anlamda MB Başkanı Kavcıoğlu’na örtülü şekilde ‘üstüne vazife olmayan işlere karışma, görevini düzgün yap’ mesajı veren Lütfü Elvan, enflasyonla mücadele konusunda da dikkat çeken ifadeler kullanarak her kurumun görevini yapması gerektiğini vurguladı. Elvan açıklamalarını şöyle sürdürdü:

“Güçlü kamu maliyesi, makroekonomik istikrarın en önemli dayanaklarından biri olmaya devam edecektir. Enflasyon cephesindeyse, maalesef arzuladığımız seviyede değiliz. Küresel konjonktür ve yurt içi görünüm, enflasyonla mücadelede son derece dikkatli olmamız gerektiğini ortaya koyuyor. Hedeflediğimiz büyümeyi sürekli kılmanın ön koşulu fiyat istikrarından geçiyor. Karşımızdaki enflasyonun; arz ve talep kaynaklı sebeplerinin yanında, fiyatlama davranışları ve bekleyişler kanalıyla da bozulan bir yapısı var. Her bir kök nedene karşı uygulanacak politika seti de farklılaşmak durumunda. Her bir kurumun, kendi görev alanı kapsamında üzerine düşeni yerine getirmesinin önemli olduğunu düşünüyorum.”

Şimdi siyaset ve ekonomi kulislerinde Bakan Elvan’ın Erdoğan ve kontrolündeki MB yönetimiyle, Başkan Kavcıoğlu ile taban tabana zıt bu görüş ve açıklamalar sonrasında, PPK’dan çıkacak yeni bir faiz indirimi kararı ve kurların kontrolden çıkmasına karşı görevde kalmaya devam edip etmeyeceği tartışılıyor.

Beklentiler ağırlıkla politika faizinin en az 100 puan daha düşürüleceği yönünde. Erdoğan’ın AKP grubundaki konuşması ardından ‘faiz toto’ tahminlerinde indirimin 200 puana çıkabileceği görüşleri en planda.

Faizin yüzde 16’da sabit tutulması ve yeni indirim kararının aralık ayındaki PPK’ya bırakılması ise düşük ihtimal olarak görünüyor.

Ancak ortada elle tutulur hale gelen bir gerçek varsa o da iktidarın yanlışlardaki ısrarı ve inadının Türkiye ekonomisine verdiği hasarın artarak devam ettiği, kısa ve orta vadede toparlanma olasılığının hızla yok olduğu.

Bu makale yazarın görüşlerini yansıtır. Ahval’in yayın politikası ve editoryal bakış açısı ile her zaman uyumlu olmak zorunda değildir.
Bu blok bozuk ya da eksik. Eksik içeriğe sahip olabilir ya da orijinal modülü etkinleştirmeniz gerekebilir.

Related Articles

مقالات ذات صلة

İlgili yazılar