Hz. Adem’in bilgeliğini fazla vurgulamamak lazım

Sezen Aksu, “Ne şahane bir şey yaşamak” isimli parçasında ne demiş, biliyor musunuz?

Laf benimki de. Bilmeyen mi kaldı. Herkes safını bile belirledi. İşte o parçada “Selam söyleyin o cahil/ Havva ile Adem’e” demiş. Yok yok! Demiş. Dinledim ben.

Milli Beka Hareketi, Devlet Bahçeli, Cübbeli Ahmet, Mücahit Birinci (AK Parti MKYK Üyesi), Mustafa Açıkgöz (AKP Milletvekili), RTÜK, Prof. Dr. Ebubekir Sofuoğlu, Nihat Hatipoğlu, Dr. İhsan Şenocak, Develi Erciyes Spor Başkanı, Mikail Yılmaz (Avukat), daha burada ismini sayamayacağım kadar çok kurum, kuruluş, STK, kişi, tepkisini gösterdi.  

Olmaz olur mu? Erdoğan da tabii. Böyle ulusal… yani milli ve de yerli bir infiale nasıl kayıtsız kalsın? Böyle bir şey düşünülebilir mi? Erdoğan da cuma günü camide tepkisini gösterdi.

Bu tepkilerin hepsi ezan susmasın, bayrak inmesin diyeydi. Mesele ezan, bayrak, olmasa; Milli Beka Hareketi, Sezen Aksu’nun evinin önünde niye toplansın ki. Kanlıca Meydanı’nda yaptıkları açıklamada "Biz buraya bu Milletin ve bu Ümmetin haklı sesi olmaya ve bu kalenin de İslam'ın son kalesi olduğunu dosta düşmana haykırmaya geldik" demelerinden meselenin ezan, bayrak olduğu anlaşılıyor.

***

Lakin bugünün tepkileri, beş sene önce söylenen bir şarkı için. Bu endişe verici.

Yani düşünün ki Sezen Aksu beş sene önce “Selam söyleyin o cahil/ Havva ile Adem’e” demiş. Üzerinden beş ramazan geçmiş, Hatipoğlu sahur, iftar programlarında veya başka yerde bir kez olsun tepkisini dile getirmemiş. Şimdi söylüyor. Meğer birileri ramazan geceleri Hatipoğlu’nu dinlerken, birileri de Sezen Aksu dinliyormuş. Ve Hatipoğlu konuya hiç değinmemiş.

Cübbeli Ahmet Hoca’nın zaman zaman “yanmayan kefen”, “Hz. Muhammet terliği” gibi ürünlere ilişkin videolarına, haberlerine rastlardım. Ama şu geçen beş senede Sezen Aksu’ya bir tepkisini hatırlamıyorum. Tepkisini daha şimdi görüyoruz.

***
Sadece 2021'de kanallara 71 ceza kesen RTÜK, bu kanalların hiçbirini Sezen Aksu’nun "Şahane Bir Şey Yaşamak" adlı şarkısını yayınlarlarsa ağır yaptırımlarla karşılaşabilecekleri konusunda uyarmamış. 2020 senesinde de uyarmamış, 2019, 2018, 2017 senelerinde de uyarmamış. Ne zaman uyarmış? Şarkının yapılmasından beş sene sonra, 2022 yılında uyarmış.

***

Biz “Bu vatanın; Hatipoğlu gibi hatipleri, Cüppeli Ahmet gibi Hocaları var, Devlet Bahçeli gibi siyaset adamları, RTÜK gibi kurumları, Milli Beka Hareketi gibi STK’ları var diye başımızı yastığa koyup huzur içinde uyumayacakmışız demek ki.

Bugün, şu anda, şimdi, bir kutsal değerimize yapılan saldırıyı beş sene sonranın MHP’nin grup toplantısından mı, Hatipoğlu’nun, Cübbeli Ahmet’in beş sene sonraki mesajlarından mı, Milli Beka Hareketinin o zamanki eylemlerinden mi öğreneceğiz? RTÜK beş sene sonra mı kanallara uyaracak? 

İnsan bu durum karşısında nasıl tedirgin olmaz? Hangi vatan evladı endişe duymaz. Gerçi ben Sezen Aksu’nun şarkısından bir hakaret algılamadım ama, “Algıladım” diyen biri mesela Prof. Dr. Ebubekir Sofuoğlu, geceleri nasıl huzurla uyusun?

Sofuoğlu, paylaştığı mesajında “Ne olursa olsun 2023'ü bize göstermemekte kararlılar. Bu yüzden gözleri döndü. Sokakları karıştırmak için top yekûn kutsallarımıza saldırıya geçtiler” diyerek endişesini dile getirmiş. 

İşte gözü dönmüş Sezen Aksu, 2023’ü göstermeme kararlılığıyla, sokakları karıştırmak için, kutsallarına topyekûn saldırıya geçerek “Selam söyleyin o cahil/ Havva ile Adem’e” demiş. Ya!

Ama Erdoğan’ın Camideki “Hz. Âdem efendimize kimsenin dili uzanamaz. O uzanan dilleri yer geldiğinde koparmak bizim görevimizdir. Havva validemize kimsenin dili uzanamaz. Onlara da had bildirmek bizim görevimizdir." açıklaması Sofuoğlu’na rahatlatmış. Erdoğan’ın Camideki videosunu da paylaşarak mesajını şöyle tamamlamış:

“Ama şükürler olsun ki her şeyin farkında olan bir Cumhurbaşkanımız var. Ve vakti saati geldiğinde de her şeyin hesabı sorulacak.”

*** 

İlahiyatçı Dr. İhsan Şenocak’ın tepkisi devlete. Beş sene tepki gelmeyince “Devlet, daha ne zamana kadar sessiz kalacak?"” diye patlamış. 

***

Mücahit Birinci: “Şarkı sözleri milletimizin manevi değerlerini tahkir etmektedir. Dolayısıyla bizim sığınacağımız yer hukuktur. Milletimizin hukukunu kimseye çiğnetmeyiz” demiş ama beş sene, çiğnenmesine ses etmemiş. Üstelik hukukçu. (Ben, boynundaki 5000 liralık atkısıyla biliyorum)

***

Fıkra bu ya: Temel yolda giderken karşılaştığı bir Yahudi’ye tokat atmış. Şaşıran Yahudi “Ben sana ne yaptım ki” diye sormuş? Temel “Siz, Hazreti İsa’ya eziyet etmişsiniz” demiş. Yahudi “Ama bu olay 2000 sene önce olmuş” demiş. Temel “Pen bu olayı yeni tuydum” diye cevap vermiş...

Sezen Aksu’nun parçası 2017’den beri Spotify kanalında çalınıyor. Yine 2017’den beri YouTube üzerinden 908.335 kere dinlenmiş. İki kere de ben dinledim, 908.337 oldu. Şimdi daha da artmıştır. Daha kim bilir hangi kanallardan kaçar kere izlenmiştir.

Yani, Sezen Aksu’ya beş sene sonra gösterilen tepkileri, Temel’in “yeni duydum” cevabıyla açıklayamayız.

***

Lakin Hz. Adem’in bilgeliğini de çok ön plana çıkarıp, vurgulamamakta fayda var.

Neticede, Hz. Âdem, söz dinlemediği için cennetten kovulmuştur. (A’raf/19.ayet, Tâ-Hâ / 117. ayet). Hz. Adem’in bilgeliği ön plana çıkartılıp, vurgulanınca toplumun çeşitli kesimlerince rol model olarak algılanma riski var. Özellikle de akli melekeleri tam oturmamış çocuklarda.

Öğretmen istediği kadar öğrenciye “Derslerine çalış, yoksa tembellerden olursun”, veya “Sınıfın huzurunu bozma sınıftan atılırsın” desin. Önünde Hz. Âdem gibi bir peygamber örneği, bir rol model varken, söz dinletebilir misiniz? Ben meseleyi ilkokulda biliyor olsaydım, okul okumazdım.

Zor bir durum. Şimdi bu durumda çocuğa “Hz. Âdem cahildi, onu örnek alma!” desek olmaz, “Hz. Âdem bilgeydi, onu örnek al!” desek olmaz. “Hz. Âdem bilgeydi ama onu örnek alma!” desek olmaz. En iyisi konuyu çok deşmemek.

***

Cübbeli Ahmet Hoca “Beşerin ilk babası ve ilk peygamber Âdem Aleyhisselâm ve eşi Havvâ Vâlidemize câhil diyecek kadar alçalan esfeller” diye başlayan mesajında Sezen Aksu’ya ve ardından Aksu’yu savunan Ali Babacan’a “Bugün rey için ana babasını satanlar yarın yönetime gelseler düşünün neleri satarlar?!” diyerek çok kızmıştı. 

Ama “Havva anamız kocasına hainlik etmeseydi hiçbir kadın hainlik etmeyecekti” diyen bir videosu ortaya çıktı. İhanet, cahillikten daha ağır bir itham.

Cahil diyenin dilinin koparılması icap ediyorsa, Hz. Havva’yı ihanetle itham edenin neresini ya da nesini koparmak icap eder? Bilemedim.

Bu makale yazarın görüşlerini yansıtır. Ahval’in yayın politikası ve editoryal bakış açısı ile her zaman uyumlu olmak zorunda değildir.
Bu blok bozuk ya da eksik. Eksik içeriğe sahip olabilir ya da orijinal modülü etkinleştirmeniz gerekebilir.