Libya’da barış bir hayalden mi ibaret?

On yıldır iç savaşın yaşandığı Libya nihayet barışı tesis etme yönünde önemli bir adım olan ulusal birlik hükümetine kavuştu. Yıl sonunda yapılacak seçimlere kadar ülkeyi yönetecek Başbakan Abdülhamid Dibeybe Tobruk’taki Temsilciler Meclisi’nde yemin etti ve Salı günü de Trablus merkezli Ulusal Anlaşma Hükümeti’nin (UAH) başbakanı ve Devlet Başkanlığı Konseyi Başkanı Fayez el Sarrac’tan görevi devraldı. 

Dibeybe ile birlikte Muhammed Menfi liderliğindeki üç kişilik Devlet Başkanlığı Konseyi de görevine başladı. 

Libya Meclisi, geçen hafta Sirte’de toplanarak 35 üyeden oluşan geçici birlik hükümetine onay vermişti. 

Ülke ve dünya kamuoyu geçtiğimiz yıl bu vakitler, Halife Hafter liderliğindeki Libya Ulusal Ordusu’nun aylardır kuşatma altında tuttuğu Trablus’u ne zaman ele geçireceğine dair senaryoları konuşuyordu. 

Türkiye’nin 27 Kasım 2019‘da UAH ile yaptığı anlaşma çerçevesinde sahaya inmesiyle dengeler kısa sürede değişmiş ve Hafter güçleri Haziran ayına kadar ülkenin batısında kontrolü kaybetmişti. 

Türkiye destekli UAH güçlerinin petrol zengini Sirte-El Cufra hattına doğru ilerlemesi üzerine Rusya devreye girmiş ve 21 Ağustos‘ta fiili bir ateşkes sağlanmıştı. Ardından 23 Ekim'de UAH'nin askeri kanadı ve Libya Ulusal Ordusu'ndan beşer temsilcinin katılımıyla oluşturulan 5+5 Libya Ortak Askeri Komisyonu BM arabuluculuğunda Cenevre'de ateşkesi kalıcı hale getiren anlaşmayı imzaladı. 13 Kasım’da da Libya'da taraflar 24 Aralık 2021’de seçime gidilmesi konusunda anlaşmaya varmıştı. Ve son olarak 5 Şubat’ta Siyasi Diyalog Forumu Dibeybe-Menfi listesini onaylayarak ülkeyi bu yıl sonuna kadar yönetmelerinin önünü açmıştı. 

Türkiye yanlısı olmak ve geçiş hükümetini belirleyen BM öncülüğünde oluşturulan Siyasi Diyalog Forumu üyelerine rüşvet vermekle suçlanan Dibeyle hükümetinin önünde aşılması çok kolay olmayan diplomatik, politik, askeri, ekonomik, sosyal onlarca sorun bulunuyor. 

Sorunların başında neredeyse her şehirde üstlenen milis gruplar geliyor. Çoğu kabilelerle bağlantılı iken bir kısmı ise ise ideolojik ve dini temelli. Trablus, Bingazi, Misrata, Zaviye, Sirte gibi büyük kentler ise pek çok milis grup arasında paylaşılmış durumda. Her ne kadar bu milis gruplar Trablus ve Bingazi merkezli yerel orduların çatısı altında birleşmiş gibi görünseler de her grubun kontrolü altında tuttuğu şehir ya da bölgeler bulunuyor. Ayrıca nüfuz ve güçleri ile orantılı olarak Trablus ve Bingazi merkezli hükümetler nezdinde söz sahibi olabiliyorlar. 

Bu milis grupların tamamının farklı gündemleri, çıkarları, hedefleri var. Yaşanabilecek en küçük bir olay ya da anlaşmazlık bu grupları rahatlıkla karşı karşıya getirebiliyor. Sayıları tam olarak bilinmemekle birlikte Libya genelinde 30-50 bin arasında silahlı militan olduğu tahmin ediliyor. 

Yeni bir ordu oluşturulmadan ve milis güçler bu ordu içinde eritilmeden yeni çatışmaların her an patlak vermesinden endişe ediliyor. Ancak yeni bir ordunun nasıl vücuda getirileceği de büyük bir muamma. Libya Ulusal Ordusu bünyesinde yeni bir yapılanmaya ülkenin batısındaki aşiret ve milislerin karşı çıkmasına kesin gözüyle bakılıyor. Şimdilik Dibeybe’ye onay vermiş gibi görünen Libya Ulusal Ordusu Komutanı Halife Hafter’in bundan sonraki süreçte takınacağı tavır istikrar için önemli bir rol oynayacak. 

Dibeybe de Hafter’i kışkırtmamak için ordunun bağlı olacağı Savunma Bakanlığı görevini şimdilik kendisinin yürüteceğini açıklamıştı. 

Dibeybe, hükümeti kurma aşamasında, "tüm tarafların Savunma Bakanlığını almak için uğraştığını" söylemiş ve "Yeniden bir savaşa müsade edemeyiz." demişti.

Diğer bir sorun ise ülke dışından getirilen silahlı militanlar ve paralı askerler. Ülkede tahminlere göre Türkiye, Rusya, Birleşik Arap Emirlikleri’nin kontrolünde yaklaşık 20 bin paralı asker bulunuyor. 

Türkiye’nin Hafter güçleriyle savaşmak için götürdüğü militanların sayısının geçtiğimiz yıl ortalarında 20 bine yaklaştığı ancak Dağlık Karabağ’daki savaştan dolayı bir kısmının Kafkasya’ya götürüldüğü tahmin ediliyor. Türkiye’nin kontrolündeki paralı askerlerin sayısının şu sıralar on binin altına indiği, son günlerde Suriye’ye geri dönüşlerin hızlandığı belirtiliyor. 

Rusya da Wagner Grubu’na bağlı paralı askerlerin yanı sıra geçtiğimiz yılın ikinci yarısından itibaren Suriye’den Libya’ya militan götürmeye başlamıştı. 

Aynı şekilde Libya Ulusal Ordusu bünyesinde de Sudan ve Çad’dan getirilen binlerce paralı askerin bulunduğu biliniyor. Bu militanların maaşlarının da BAE tarafından ödendiği öne sürülüyor. 

Paralı askerlerin yanı sıra başta Türkiye ve Rusya olmak üzere pek çok ülkenin Libya’da askeri danışmanları ve silah sistemleri de bulunuyor. Türkiye’nin Trablus, Misrata ve Vatiye’de üsleri de mevcut. Aynı şekilde Rus güçleri de El Cufra’da konuşlanmış durumda. Birleşik Arap Emirlikleri’nin de bu ülkede askeri faaliyetleri bulunuyor. 

Dibeybe’nin önündeki diğer bir sorun ise kabileler, gruplar ya da siyasiler arasındaki derin güven bunalımı. Yıllardır birbiriyle savaşan bu gruplardan bazıları birbiriyle kan davası güdüyor. Ayrıca tüm taraflar yeni oluşturulan hükümet üzerinde daha fazla nüfuz elde etmek istiyor ya da rakibi olan grubun daha fazla etkin olmasına itiraz ediyor. Merkezi yönetimin güçlü bir ordusu ve güvenlik birimi olmadığından, bu taleplere karşı koyması çok kolay değil. 

Ülkenin pek çok noktasında döşenen mayınlar, başta Misrata-Sirte karayolu olmak üzere pek çok noktada yolların kapalı olması ve milislerin elinde bulunan esirler de Dibeybe hükümetinin güvenlikle ilgili acilen çözüm bulması gereken sorunlar arasında yer alıyor. 

Ülkede merkezi bir otoritenin olmamasından dolayı yağmalama, yargısız infaz, faili meçhul cinayetler, gasp, tecavüz olayları da sıklıkla yaşanıyor. 

Ayrıca iç savaş sırasında evlerini terk etmek zorunda kalan binlerce insan geri döndüklerinde ya evlerinin yıkıldığını veya başkaları tarafından gaspedildiğine de tanıklık ediyor. 

Yıllardır devam eden iç çatışmalardan dolayı havaalanları, limanlar, hastaneler, okullar, kamu tesisleri de büyük bir zarar gördü. Başkent Trablus dahil birçok kentte saatler boyu süren elektrik kesintileri yaşanıyor. Hastanelerin zarar görmesinden dolayı sağlık hizmetleri yerine getirilemiyor, ulaşım, çöp toplanması gibi kamusal hizmetler gerçekleştirilemiyor. 

Dibeybe’yi bekleyen acil konulardan biri de ekonomi. Afrika’nın en büyük yeraltı kaynaklarına sahip olmasına rağmen ülke kaynakları sınırlı sayıdaki zenginin elinde bulunuyor. Muammer Kaddafi, ülkedeki farklı etnik grupları kontrol altına alabilmek için petrol gelirlerini koz olarak kullanmıştı. Kaddafi sonrası kabileler topraklarında fışkıran bu yeraltı kaynaklarını diğer kabilelerle paylaşmamak için hızla silahlandılar. Rakip kabile ve gruplar ise bu kaynaklardan yararlanabilmek için benzer şekilde silaha sarıldı. 

Kaynakların herkese eşit bir şekilde paylaşılabilmesi ülkeye istikrarın da gelmesini sağlayacaktır. Ancak karşılıklı güvenin erozyona uğradığı, yolsuzlukların zirvede olduğu bir ülkede bunun ne ölçüde gerçekleştirilebileceği şimdilik belli değil. 

Yeni Başkanlık Konseyi Başkanı Muhammed Menfi de mevcut durumun zorluğuna işaret etmek için yıl sonuna kadar "nihai bir ulusal uzlaşının sağlanmasının mümkün olmadığını" belirtmişti.

Libya için kritik önemdeki Merkez bankası ve Libya Ulusal Petrol Kurumu gibi yapıların nasıl yönetileceği de bundan sonraki süreçte önem arzedecek. 

Dibeybe’nin ülkeyi yeni biri seçime götürebilmek için öncelikli olarak yeni bir anayasa ve yeni bir seçim yasası ortaya koyması da gerekiyor. Yeni anayasa için 21 Aralık 2020'de Siyasal Diyalog Forumu‘nda bir Yasa Komitesi kuruldu. Bu komite Tobruk merkezli Temsilciler Meclisi ve Devlet Yüksek Konseyi ile seçimlerin yasal zemininin oluşturulması ve anayasa taslağı üzerinde çalışacak.

Yeni hükümetin Türkiye ile nasıl bir ilişki geliştireceği de merak ediliyor. Özellikle 27 Kasım 2019’daki deniz sınırlarını belirleme anlaşması ve askeri işbirliği anlaşmalarının akıbeti merak ediliyor. Türkiye bu anlaşmayı baz alarak Doğu Akdeniz’de güç gösterisine kalkışırken, yine bu anlaşmaya binaen, Libya’daki tek yasal yabancı ülkenin kendisi olduğunu öne sürüyor. 

Hemen hiçbir ülke Trablus merkezli bir önceki hükümetin Türkiye ile yaptığı anlaşmaya destek vermiyor. Başta Mısır ve Yunanistan olmak üzere pek çok ülke yeni hükümetin bir an önce bu anlaşmayı iptal etmesini istiyor. Dibeybe’nin bu konuda herhangi bir adım atması beklenmiyor. 

Türkiye’yi gündeme getirecek diğer bir gelişme ise Türkiye’nin bu ülkede kurduğu askeri üsler. Başta Misrata ve Vatiye olmak üzere Türkiye’nin Libya’nın pek çok noktasında askeri ve istihbari varlığı bulunuyor. Libya’nın istikrara kavuşabilmesi için yabancı paralı askerlerle birlikte tüm yabancı ülke askeri varlıklarının da çekilmesi gerektiği yönünde görüşler dile getiriliyor. 

© Ahval Türkçe

Bu makale yazarın görüşlerini yansıtır. Ahval’in yayın politikası ve editoryal bakış açısı ile her zaman uyumlu olmak zorunda değildir.

Bu makale yazarın görüşlerini yansıtır. Ahval’in yayın politikası ve editoryal bakış açısı ile her zaman uyumlu olmak zorunda değildir.