HDP cumhurbaşkanlığı adaylığı için nasıl bir isme işaret etti? - Araştırmacı Roj Girasun

HDP günlerdir beklenen tutum belgesini açıkladı. İttifak, Kürt sorunu ve “çözümün muhatabı kim?” tartışmalarının yaşandığı bir süreçte HDP’nin açıkladığı tutum belgesi kritik önem taşıyor. Öncelikle HDP hiçbir ittifak içerisinde yer alma arayışlarının olmadığını ve ilkeler etrafında buluşulması gerektiğine dikkat çekti. Bu kapsamda 11 ilkeye vurgu yaptı. Bunlar demokratik anayasa, Kürt sorununun demokratik çözümü, güçlü demokrasi, barışçıl dış politika, kadına özgürlük ve eşitlik, ekonomide adalet, atamalarda liyakat, bağımsız yargı, kayyım rejimine son, doğaya saygı ve gençlere özgür yaşam başlıkların oluşuyor.

HDP’nin açıkladığı bu tutum belgesi Türkiye’ye ne söylüyor, HDP diğer partilere ne mesaj veriyor, bu ilkeler etrafında bir buluşma mümkün mü, Türkiye siyaseti geldiği bu son aşamadan çıkabilecek mi?

Hepsini Rawest Araştırma Direktörü Roj Giresun’la konuştuk.

Roj Giresun’un açıklamaları özetle şöyle:

“HDP uzun zamandır söylediklerini daha kurumsal bir çerçeveye büründürdü ve bir deklarasyon haline getirdi. Bunun önemli etkileri olacak. Beraber iş yapmak isteyen muhalefet partilerine de bir denklem kurarken HDP’yi torbada gören siyasal analistlere de mesaj içeriyor.

HDP’nin ittifak arayışında değiliz açıklaması ittifak tartışmalarını ortadan kaldıran bir söylem değil. Ama bu ittifak tartışmalarının nasıl yapılması gerektiğine dair bir argüman üreten bir deklarasyon. Seçimlere bir buçuk yıl var ve erken seçim de henüz görünür değil. Cumhur İttifakı’nın erken seçim için olası sebepleri yok. Bu nedenle ittifak tartışmaları olacak. HDP’nin de bugün kendisini bir ittifak içerisinde göstermesi kendisini bağlaması olur. Hem bu ittifakların dışında kalacağını açıklaması ya da bu ittifaklardan birini destekleyeceğini açıklaması anlamsız olur. Aslında HDP’nin tutum belgesiyle söylediği net bir ifade var, biz hiçbir ittifak arayışında değiliz diyor. Bu ifade aslında Millet ittifakı içerisinde yer alıp almaması tartışmalarıyla ilgili buraya neden dahil olamadığına dair bir sitemi varmış gibi eleştirilere ya da sorulara yanıt oldu.

Bu aslında hem Millet İttifakı’nın elini rahatlattı hem de HDP’nin pozisyonunu güçlendirdi. 

Cumhurbaşkanlığı adaylığı konusunda çok fazla isim dönüyor. Ekrem İmamoğlu’dan Meral Akşener’e, Mansur Yavaş’a, Kemal Kılıçdaroğlu’dan İlhan Kesici’ye kadar. Bu isimler genel anlamda nasıl bir gelecek vaat ediyorlar, nasıl bir restorasyon süreci vaat ediyorlardan ziyade Erdoğan karşısında bu isimlerden hangisinin seçimi kazanma ihtimali daha olası tartışmaları üzerinden dönüyor. Bu açıdan HDP’nin hatırlattığı önemli bir vurgu var, bu muhalefetin farklı kesimleri tarafından da dile getirildi, ama burada geçiş süreci ve Parlamenter Sisteme geri dönüşü vurguluyor. Başkanlık sisteminin yarattığı tahribatlardan bahsediyor. Bu ilkeler meselesi isimlerden ziyade bir muhalefet kurgusunun, bir muhalefet uzlaşısının bir adayı doğuracağından bahsediyor. Bu da belki daha az ihtimal veren bir adayı da ortaya çıkarabilir. HDP buna da kapı aralamış oluyor. Yani isimlerden ziyade Parlamenter Sistem’e geri dönüşü açıklayacak, Türkiye’de birtakım restorasyonları içerecek, kayyım atamalarından tutuklu parlamenterler ve belediye başkanlarına kadar bu süreci onaracak bir ilkeler uzlaşısını sağlayacak bir isme işaret ediyor.

Bu söylemlerden bir HDP-Öcalan pozisyon değişikliğini okumak çok aceleci. Öcalan ve HDP’nin Kürt meselesinin çözümündeki rolünü karşıtlıklar üzerinden değerlendirmek sıkıntı olabilir. Çözüm Süreci’nde HDP ve Öcalan birbirlerinin rollerini pekiştiren ve kolaylaştıran pozisyonda durdular. Kürt meselesinin muhataplığı meselesinde çatışmaların ortadan kaldırılması HDP’nin tek başına yürütebileceği bir sorun değil, gerçekçi de değil. Bu sebeple tutum belgesinde Öcalan’ın adının geçmiyor oluşundan hızlı bir yorum çıkarmak bana aceleci geliyor.

HDP çok makul önerilerde bulundu. Türkiye’de büyük oranda toplumun rahatsız olduğu, seçmenin AKP’den kopma sebeplerini oluşturan nedenleri sıralayıp bunun üzerinden bir uzlaşıyı öneriyor. Belki de Kürt sorununa demokratik çözüm meselesi Millet İttifakı’nın ortağı İYİ Parti’yi zorlayabilir. CHP’nin daha çok pozisyon alması ve cesur hareket etmesi gerekiyor burada. Aksi durumda CHP, İYİ Parti hegomanyasının altından çıkamayacaktır. Bu durumda bırakalım HDP ile bir uzlaşı arayışı meselesini, bir merkezde buluşulmasının kendisi de çok anlamsız olacak. Türkiye iki ayrı milliyetçi kutupta bir sarkaç halinde gidip gelecek, daha seküler bir milliyetçilik ile daha muhafazakar bir milliyetçi kutup arasında gidecek. Türkiye’nin merkezini temsil etmeyen bir siyasal anlayışın bugün için yüzde 50 +1’i bulması da çok mümkün değil.”

 

Bu blok bozuk ya da eksik. Eksik içeriğe sahip olabilir ya da orijinal modülü etkinleştirmeniz gerekebilir.