Taştekin: Trump’a bel bağlamak Erdoğan’ı kurtarmayacak

Fehim Taştekin ile  bu hafta Erdoğan’ın Washington ziyareti ve muhtemel sonuçlarını konuştuk. Türkiye’nin Suriye’deki muhtemel oyun planlarını, Kürtlerin seçeneklerini değerlendirdik. 

İşte o sohbet:

Erdoğan’ın rezalet bir mektup, ağır koşullar ve oluşan kötü atmosfere rağmen Washington’a gitmesi kendisi açısından durumun çok ciddiyet arz ettiğini gösteriyor. ABD ile ilişkilerde kurumsal yapılar açısından tam bir çöküş yaşanırken Erdoğan hala Trump’a güvenerek ve diplomasi dışı kanallar kullanarak top çevirmeye çalışıyor.

En büyük beklentisi kendi malvarlığını da gözetim altına alan yaptırımların önlenmesi. Ancak Temsilciler Meclisi’nden geçen tasarıların Senato tarafında rafta tutulmasının koşulları var. Trump bu konuda güvence olamayacağını öncesinden Erdoğan’a iletti. Her şeyden önce S-400 sisteminin çalıştırılmaması, bunun Amerikalılarca denetlenmesi ve Ruslardan savunma alanında yeni bir şeyin alınmaması isteniyor. 

Yine Senato’da duran yaptırım tasarısının oylamaya sunulmasını öteleyen şart da Türkiye’nin Kürtlere karşı harekatı genişletmemesi. Yani ateşkese uyulması. Erdoğan iki konuda da ABD’nin istediği ölçüde geri adım atmıyor. Suriye’de ateşkese uyulmadığı gibi Erdoğan ABD ve Rusya’nın sözlerini tutmadığını belirtip harekatı genişletme konusundaki ısrarını sürdürüyor.

S-400’te geri adım atmaya yanaşmadığı gibi bunu yapması halinde bu sefer Ruslarla işler karışacak. Erdoğan bir elini Putin’i diğer elini Trump’a kaptırmış durumda. Her iki tarafla top çevirebilmek için kapitülasyon benzeri paslar-tavizler vermesi lazım. Durum Trump’a bel bağlayarak idare edilecek gibi değil.

ABD’nin 700 askerle bölgede kalması pazarlık masasını etkiledi

Trump, Kongre ve kamuoyundan gelen sert eleştirileri geçiştirmek için Suriye’den çekilme stratejisini yine değiştirdi. 700 kadar askerin Deyr el Zor-Haseke-Kamışlı hattında bırakılması sahada yeni bir dengenin oluşmasına yol açtı. Öncesinde Kürtler Ruslar aracılığıyla Şam’la müzakereyi çıkış yolu olarak öne almışken ABD ile ortak çalışmaya tekrar dönülmesiyle ellerinin o kadar da zayıf olmadığını hissettiren mesajlar vermeye başladı. Buna karşın Şam’ın dili de biraz sertleşti. 

Bu duruma bağlı olarak Rusya da ABD’nin bağımsız Kürdistan kurma hedefi güttüğüne dair suçlamaları yeniden dillendirir oldu. Barış Pınarı ile denge bozulduğunda Rusya’nın oyun planı doğrultusunda Suriye ordusu kolayca sınır hatlarına döndü. Ancak bu dönüş, Suriye yönetimine, Kürtlere bir şey vermeden özerkliğin askeri ve sivil kurumlarını bertaraf edebilme imkânı ya da şansı sunmuyor. 

Kürtleri Şam’a itecek ve ABD’den uzaklaştıracak yeni bir denge için başka şeyler deneyebilirler. Türkiye’nin harekâtı genişletme tehdidi bu anlamda Rusya için de işlevsel. Tabii eğer Erdoğan Kongre’deki yaptırım tasarısını öldürmekle ilgileniyorsa Suriye’de de kendini tutmak durumunda kalacaktır. Bu sefer Rusya durumu değiştirecek bir denge yaratamazsa Kürtleri Şam lehine kazanacak gerçekçi bir yaklaşım sergilemek durumunda kalabilir.

İran karşıtlığında buluşsalar da Amerikan kilidi kolayca açılmaz

Erdoğan yaptırımları bertaraf etmek için İran’ı dengeleme konusunda Trump’ın istediği çizgiye gitme esnekliğini gösterebilir. Birkaç yıl öncesine kadar özellikle Irak sahnesinde görüldüğü üzere Amerikan kilidini açmak için yeniden İran karşıtlığına dayalı bir oyunun tutacağını zannetmiyorum. Son yıllarda Türkiye’nin İran’ı bölgede bloke edecek kanalları ya tıkandı ya da işlevselliğini yitirdi. Türkiye’nin Rus savunma konseptine kayması, Kongre açısından çok daha ciddi bir sorun ve bunu İran kartıyla kolayca aşamazlar."