Dolar rekorlar kırdı, Merkez Bankası enflasyon tahminini yükseltti: 'Türk lirası aşırı değersiz bir noktada'

Son haftalarda yeniden hareketlenen döviz kurunun ateşi söndürülemiyor. Her gün yeni rekorlar kıran dolar ve euro güne yine rekorla başladı. 

Saat 10:23 itibariyle Dolar/TL 8.25’e, euro/TL ise 9.70’e dayandı. 

Haiti'nin yerel para birimini saymazsak bu hafta dolar karşısında en fazla değer kaybeden para birimi Türk Lirası oldu.

Döviz kurunun her gün rekor kırdığı, euronun 10 TL, doların 8,50 TL’ye doğru yükseldiği bugünlerde Merkez Bankası’nın enflasyon beklentisi raporu merakla bekleniyordu. 

O rapor açıklandı ve Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası 2020 yılına ilişkin enflasyon beklentisini yükseltti.

Merkez, 2020 enflasyon tahminini yüzde 12.1'e çekti. Bankanın önceki yıl sonu enflasyon tahmini yüzde 8.9 seviyesindeydi. 

Bu kararın ardından döviz kuru yeniden yukarı doğru hareketlendi. Dolar/TL kuru 8,32 seviyesine kadar yükselerek yeni bir tarihi zirveyi gördü, euro ise 9.75’e yükseldi.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Başkanı Murat Uysal yılın son enflasyon raporu sunumu için ekonomi kamuoyunun önüne çıktı. Uysal 2020 ve 2021 enflasyon beklentilerinin yukarı yönlü revize edildiğini açıkladı. 

Murat Uysal, 2020 yılı sonu gıda enflasyonu tahminini yüzde 13,5'e çektiklerini belirtti. 

Uysal, "Mevcut koşullar altında enflasyonda belirgin bir iyileşme sağlanana kadar sıkı parasal çerçeve oluşturduk" dedi.

Uysal, 2020 yılı sonu gıda enflasyonu tahminini yüzde 13,5'e çektiklerini belirtti. 

Yılın son enflasyon raporu sunumunda TCMB Başkanı Uysal daha önce yüzde 8,9 olarak açıklanan 2020 yıl sonu enflasyon beklentisini yüzde 12,1'e çektiklerini belirtti. 2021 yılı enflasyon beklentisi ise yüzde 6,2'den yüzde 9,4'e çıkarıldı.

Uysal, "Reel açıdan TL aşırı değersiz, kurla ilgili hedefimiz yok” ifadelerini kullandı. 

"'Kurdaki yükselişi öngörebiliyor muydunuz? Bir ara toplantı söz konusu olur mu?” sorusuna Uysal şu yanıtı verdi: 

"Döviz kurundaki hareketler bir çok faktörden etkileniyor. Merkez Bankası finansal istikrar ve fiyat istikrarı açsından konuya yaklaşıyor. Döviz kurunun seviyesi ile ilgili bir hedefimiz yok. Önümüzdeki dönemde para politikası ve fiyat istikrarının sonucunu görmeye ve beklentiler oluşmaya başladığında kurun normalleşmeye başladığını görebiliriz."

"Son faiz kararı bir çerçeve değişikliği midir? Önümüzdeki dönemde faiz koridoru asıl politika aracı mı olacaktır?” sorusuna ise şu yanıtı verdi:

"Son toplantımızda ek bir sıkılaşma adımı daha attık. Bildiğiniz gibi salgının seyrine iç ve dışa talebe yönelik belirsizlikler devam ediyor. Risk iştahına bağlı piyasa oynaklıkları devam etti. Son attığımız adımla birlikte sıkılaştırmayı güçlendirmiş olduk. Ağırlıklı ortalama faizinde 500 puanlık bir artış sağlandı. Piyasa faizlerinde güçlü bir yükseliş oldu. Kredilerde bir yavaşlama gördük. Eylül ayında ise politika faiziyle sıkılaştırmaya sürdürdük. Piyasa fonlamasında gecelik borç verme ve geleneksel ihalelere baş vurduk. Sadeleşmeden kalıcı bir uzaklaşma değil simetrik koridor korunuyor ama tek sefere yönelik geç likidite ile borç vermeye bir ayarlama yapıldı bu para politikasında esneklik konusunda kolaylık sağlayacaktır."

Uysal rapor sunumunda şu ifadeleri kullandı:

"Nisan ayında dip seviyesini gören küresel iktisadi faaliyet kısmi toparlanma gösteriyor. Ancak küresel faaliyet salgın öncesi dönemin altında seyrediyor. Ekonomiye yönelik belirsizlik devam ediyor.

Emtia fiyatları salgın öncesi seviyeleri aştı. Genişleyici mali ve parasal duruş gelişmiş ve gelişen ülkelerde devam etti.

Yüksek belirsizlik gelişmekte olan ülkelere fon akımını engelliyor.

Türkiye'nin risk primi dalgalı ve yüksek seyrediyor. Türkiye'de portföy çıkışları 3. çeyrekte arttı, döviz kurunda da oynaklık yükseldi.

3. çeyrekte iktisadi faaliyet 'V' tipi belirgin bir toparlama kaydetti. Toparlanma Eylül ve Ekim ayında sürüyor. 2020'de muhtemelen pozitif büyüme göreceğiz.

Altın ithalatı dolarizasyon etkisiyle tarihi yüksek seviyelere ulaştı. Kredi politikalarının normalleşmesiyle ithalat azalacak.

Yılın ikinci yarısındaki istihdam kaybının yarısı telafi edildi. Öncü göstergeler istihdam koşullarının iyileştiğini gösteriyor.

Güçlü kredi ivmesi ve TL'deki değer kaybı ile Enflasyon öngörülenden yüksek seyir izledi. Normalleşme adımlarıyla arz yönlü baskılar bir miktar azaldı. Gıda fiyatlarında yüksek seyir devam ediyor.

Enflasyon beklentilerinde yükseliş yılın 3. çeyreğinde devam etti.

Ağustos ayında likidite adımları kapsamında sıkılaştırıcı adımlar atmaya başladık. Hedefli likidite imkanlarını da kademeli olarak azaltarak değişikliğe gittik. Eylül ayında enflasyonu kontrol altına almak için sıkılaştırma adımlarına gerek olduğunu düşündük. Bu kapsamda politika faizini 200 baz puan artırdık.

Ağırlıklı fonlama maliyetinde kademeli bir yükseliş sağladık. Haftalık ve 3 aylık repo ihalelerinin payını azalttık.

2020 yılı sonu gıda enflasyonu tahminini yüzde 13,5'e çektik. TÜFE beklentisini de yüzde 12,1'e çektik. 2021 TÜFE tahmini yüzde 9,4 oldu.

Tahminler salgında ikinci dalga olmayacağı beklentisiyle yapıldı.

Son dönemde atılan politika adımlarıyla birlikte ticari ve bireysel kredilerdeki normalleşme eğilimi belirginleşmiştir. 2021 ilk çeyreğini takiben enflasyon yavaşlayacak.

Dezenflasyon sürecinin yeniden tesis edilmesi, ülke risk priminin gerilemesi, uzun vadeli faizlerin aşağı gelmesi ve ekonomideki toparlanmanın güç kazanması açısından büyük önem taşıyor. Enflasyon görünümünde belirgin bir iyileşme sağlanana kadar para ve likidite politikalarında sıkı duruş sürdürülecektir." 

"Döviz kurlarıyla ilgili hedefimiz yok, Türk lirası aşırı değersiz bir noktada” diyen Merkez Bankası Başkanı Uysal’a sosyal medyadan tepkiler yağdı. 

Ekonomi uzmanı Uğur Gürses "Her şeyi berbat edenler "olağanüstü koşullar" bahanesine sığınıyor. Tarihin en başarısız ve kötü yönetimine sahip bir Merkez Bankası'na tanık oluyoruz. Sözünün piyasayı etkileyen bir ağırlığını kalmadığına da…” ifadelerini kullandı. Gürses ikinci paylaşımında "Kamuoyu ile dalga geçiliyor artık. Merkez Bankası Başkanı “Merkez Bankası’nın kuru bir yerde sabitleme gibi bir hedefi yok ya da böyle bir yanlışın içinde olamaz” diyor. Sahi kuru "görünmez bir el" mi tutmaya çalışıp 120 milyar dolar Merkez Bankası rezervini eritti?” notunu paylaştı. 

İktisatçı Yalçın Karatepe "Eğer bir Merkez Bankası Başkanı konuştuktan sonra, üzerinde imzasının olduğu para değer kaybediyorsa; artık o ülkede “Merkez Bankacılığından” bahsedilemez” diye yazdı. 

Bloomberg HT’nin aktardığına göre, TCMB'nin Temmuz ayında açıkladığı bir önceki enflasyon raporunda 2020 yılına ilişkin enflasyon beklentisi yüzde 8,9'a çıkarılmıştı.

Raporda aynı dönem için gıda enflasyonu tahmini yüzde 10,5 olarak belirlenmiş, petrol fiyatlarında beklenti ise 41,6 dolar olarak açıklanmıştı.

Temmuz ayında açıklanan son rapordan bu yana Dolar/TL kurunda hızlı bir yükseliş oldu. Önceki raporun açıklandığı 29 Temmuz tarihinde yaklaşık 7 seviyesinde olan dolar kuru yüzde 17'lik artışla 8,23 seviyesinin üzerine çıkarak tüm zamanların en yüksek seviyesini gördü. Temmuz ayında açıklanan rapordan bu yana petrol fiyatlarında hafif aşağı yönlü bir ivme izlendi. 

Temmuz'dan bu yana açıklanan manşet enflasyon verilerinin ise yatay bir seyir kaydettiği görüldü. Türkiye İstatistik Kurumu'nun verilerine göre Temmuz ayında yıllık enflasyon yüzde 11,76 olurken, Ağustos ve Eylül aylarında sırasıyla yüzde 11,77 ve yüzde 11,75 olarak gerçekleşti.

Buna karşın enflasyon beklentileri ise bozulma gösterdi. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın düzenlendiği ve piyasa beklentilerini yansıtan beklenti anketinde Temmuz'da yıl sonu enflasyon beklentisi yüzde 10,22 olurken, Ekim ayındaki ankette bu beklenti yüzde 11,76'ya çıktı. 

Temmuz ayında yayınlanan enflasyon raporu öncesinde para politikasında faiz indirimleri patikası izlenirken, bu dönemden sonra para politikasında farklı yönde kararlar alındı. Eylül ayında Merkez Bankası politika faizini 2 yılın ardından artırdı. Banka politika faizini 200 baz puan artışla yüzde 10,25'e çekti.

Ekim ayında ise banka politika faizini sabit tutarken, likidite sıkılaştırma adımlarının üst sınırını belirleyen geç likidite penceresini 150 baz puan artışla yüzde 14,75'e çıkardı. Bu hamlelerin etkisiyle ağırlıklı fonlama maliyeti yüzde 13 sınırına dayandı.

Döviz kuru Merkez Bankası’nın enflasyon beklentisi kararından önce rekor kırmıştı. Dolar/TL 8.25’e, euro/TL ise 9.70’e dayanmıştı. 

Kararın döviz kuruna bir etkisi olmadı, dolar da euro da aynı seviyelerde kaldı. 

Haiti'nin yerel para birimini saymazsak bu hafta dolar karşısında en fazla değer kaybeden para birimi Türk Lirası oldu.

Dolar/TL, Merkez Bankası’nın (TCMB) beklentilerin aksine politika faizini sabit tutup sıkılaştırmayı faiz koridorunu genişleterek yapması ve jeopolitik endişelerle 8.2164’e kadar yükselerek yeni tarihi zirvede seyrediyor.

TL’de benzer para birimlerinden negatif ayrışma ile birlikte görülen değer kaybı üzerinde etkili unsurların arasına son günlerde jeopolitik gelişmelerle AB ve ABD ile gerilimin artabileceği endişeleri de eklenmiş durumda. Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan hafta sonu ABD’ye “yaptırımın neyse geç kalma yap” söyleminin ardından Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’a Müslümanlara karşı tavrı konusunda zihinsel tedaviye ihtiyacı olduğunu söylemini tekrarladı.

Sözcü’nün aktardığına göre, Haiti'nin yerel para birimi Gourde'yi saymazsak bu hafta dolar karşısında en fazla değer kaybeden para birimi TL oldu. Dolar bu hafta TL karşısında yüzde 5,07 değer kazandı.

Erdoğan dün Fransız mallarına yönelik boykot çağrısı da yaptı. TCMB’nin likidite adımları sonucunda gecelik faizler yüzde 14.5’e yaklaşmış durumda. Ancak kurda önemli bir psikolojik seviye olan 8’in aşılması ardından hem lokal hem de yabancı yatırımcıların henüz TL’de iyimser bir seyir öngörmemesi endişeleri daha da artırıyor.

Ekonomi yönetimi bir süredir benimsediği rekabetçi TL söylemi ile birlikte sıcak para olarak nitelendirilen ve Türkiye’nin cari açığını uzun yıllar finanse eden fonlama tipi bilinçli olarak azaltılırken, doğrudan yatırımların ise payının artması isteniyor.

BDDK aktif rasyosu hesabına bir yıldan uzun vadeli YP ve sendikasyon kredilerini ekledi. Tera Yatırım’dan Enver Erkan, "Kaynakları reel sektör kredisine çevirmesi zorlaşacak olan bankaların, diğer bankalara verdiği sendikasyonların da hesaba dahil edilmesi rasyoyu tutturmalarını kolaylaştıracaktır. Birçok banka hali hazırda %90 oranını sağlıyor, bu nedenle marjinal etkisi az olacaktır” dedi.