Merkez Bankası'ndan agresif faiz indirimi ne anlama geliyor?

Şahap Kavcıoğlu ve Para Politikası Kurulu’ndaki (PPK) ekibi para politikasında sınırları zorlamaya devam etti.  Ekonomik gerekçelere dayandırılması mümkün olmayan 200 baz puanlık faiz indirimi ile politika faizi olan bir hafta vadeli repo ihale faiz oranının %18’den %16’ya indirdi.

Önümüzdeki ayın PPK toplantısında da faiz indirimine devam edeceği; ancak bunun daha sınırlı olacağı mesajı da açıklanan metnin içinde var.  Eylüldeki 100 baz puan faiz indirimini çekirdek enflasyondaki düşüşle bağlarken bu sefer faiz indirimini neden yaptığını gerekçelendirmeye dahi gerek görmediğini de metin içinden anlıyoruz.  keza çekirdek enflasyon %17’de; manşet TÜFE enflasyonu da %19,6’da.  Sıkı para politikası kavramını da metinden çıkaran Banka, TL’de devam eden değer kaybının enflasyon sarmalına yol açtığı gerçeğini de göz ardı ederek daha zayıf Türk Lirasına giden yolu bir miktar daha hızlandırmış oldu.  Dolar Endeksindeki gerileme ile Dolar/TL 9,30 seviyesinin biraz altına çekilmişken, 9,50 seviyesine dayandı.  Fed’in 2 Kasım toplantısı sonrasında sıkı para politikasına yönelmesi ile TL’nin değerindeki aşınmanın hızlandığına ve 2022 ilk çeyrekte çift hanelere geldiğine tanık olma olasılığımız da böylece yükselmiş oldu.

TCMB’nin Paris Anlaşması’nın TBMM’de onayının ardından Avrupa tarafından söz verilen 3,1 milyar doları da memnuniyetle karşıladığını görüyoruz ancak bu paranın üretimin enerji kaynaklarında samimi bir değişimi finanse etmek için söz verilmekte olduğu ve TL’nin değerinde ve enflasyon dinamiklerinde kısa vadede olumlu etki yaratmaktan uzak olacağını da eklemek gerek.

Merkez bankası’nın 200 baz puan indirerek TL’de değer kaybını ve enflasyon sarmalını beslemesinin ne gibi bir amacı olabilir?  Türk halkını giderek fakirleştirmesi  pahasına ne gibi bir hedefe kilitlenmiş olabilir?  Cari fazla yaratarak enflasyonla mücadelenin para politikası ile değil, yapısal dönüşüm ile orta ve uzun vadede ancak geleceği de hesaba katıldığında Kavcıoğlu’nun bugünkü adımını nasıl açıklayabiliriz?

  1. Merkez bankası artık AKP’nin uzantısı: CHP lideri Kılıçdaroğlu’nun Banka ziyareti, bu sabahki uyarıları ve genel olarak kamu bürokratlarına yönelik yaptığı çağrı iktidar nezdinde rahatsızlık yaratmış durumda. Kavcıoğlu da kurumsal olarak taraf olmaması gereken bu düzlemde Cumhur İttifakı lehine adım atmış görünüyor. Geçen hafta itibariyle üç PPK üyesinin Kavcıoğlu-Erdoğan toplantısının ardından görevden alınmasına karşılık Başkan koltuğunda kalmasının diyeti Erdoğan’ın isteği üzerine, enflasyondaki yükseliş ve TL’nin değer kaybına rağmen agresif faiz indirimi ile ödenmiş durumda.
  2. Erken seçim yaklaşıyor: %20 TÜFE enflasyonuna karşılık %16 ve muhtemelen daha da inecek faiz, oldukça gevşek para politikası anlamına geliyor.  Yıllık enflasyonda baz etkisi ile beklenen düşüş enerji krizi ile birlikte buharlaşmış durumda.  %20 ve üzeri enflasyondan bahsediyor olacağız 2022’de.  Mevcut dengeler içinde 2022 ilk yarısında (ikinci çeyrek) erken seçim sürpriz olmamalı.  Bütçe kaynaklarından harcamaların artmasına ve enflasyonist sürecin iyice güçlenmesine neden oluşunu izleyeceğiz aynı zamanda.
  3. Erken seçim olmaz ise, AKP-MHP oy tabanındaki erime hızlanacak:  Enflasyon hemen her kesimi vurmakta ve daha da yükselmesi gelirin aşınması ile Cumhur İttifakı seçmeninin kopuşunu hızlandırmakta.  Sürecin uzaması aktif muhalefet yapan Millet İttifakı ve unsurlarının kararsız seçmenin çekim merkezi haline dönüşmesine zaman tanıyacak.
  4. Siyasette tehlikeli dönüşümler mümkün: Ekonomiyi bu aşamadan sonra bu iktidarın toparlayıp rayına koyması mümkün değil. İnandırıcılık sorunu yanında vizyonsuzluk ve beceri konuları da var.  Ekonomik kötüleşme oy kaybına yol açtıkça Erdoğan-Bahçeli ikilisinin milliyetçi söylemle seçmeni cezbedecek riskli adımlar atması riski artıyor.

200 baz puan faiz indirimine eşlik eden metin aşağıda. Metnin içinde faiz indirimin açıklaması neden sonuç ilişkisi içinde yok.  Yine de okumak isteyenlere duyurulur:

Küresel iktisadi faaliyette yılın ilk yarısında yaşanan toparlanmaya rağmen yakın dönemde açıklanan güven endeksleri, salgının etkisiyle gerilemeye başlamıştır. Aşılama oranlarındaki artışa rağmen salgında yeni varyantlar küresel iktisadi faaliyet üzerindeki aşağı yönlü riskleri canlı tutmaktadır. Küresel talepteki toparlanma, emtia fiyatlarındaki yüksek seyir, bazı sektörlerdeki arz kısıtları ve taşımacılık maliyetlerindeki artış uluslararası ölçekte üretici ve tüketici fiyatlarının yükselmesine yol açmaktadır. Başlıca tarımsal emtia ihracatçısı ülkelerde yaşanan iklim koşullarının küresel gıda fiyatları üzerinde olumsuz yansımaları görülmektedir. Yüksek küresel enflasyonun, enflasyon beklentileri ve uluslararası finansal piyasalar üzerindeki etkileri yakından izlenmekle birlikte, gelişmiş ülke merkez bankaları enflasyondaki yükselişin talep kompozisyonundaki normalleşme, arz kısıtlarının hafiflemesi ve baz etkilerinin devreden çıkmasıyla birlikte büyük ölçüde geçici nitelikte olacağını değerlendirmektedir. Bu çerçevede, gelişmiş ülke merkez bankaları destekleyici parasal duruşlarını sürdürmekte, varlık alım programlarına devam etmektedir.

Öncü göstergeler yurt içinde iktisadi faaliyetin dış talebin de etkisiyle güçlü seyrettiğine işaret etmektedir. Aşılamanın toplumun geneline yayılması salgından olumsuz etkilenen hizmetler, turizm ve bağlantılı sektörlerin canlanmasına ve iktisadi faaliyetin daha dengeli bir bileşimle sürdürülmesine olanak tanımaktadır. Dayanıklı tüketim malları talebi yavaşlarken, dayanıksız tüketim mallarında bir toparlanma gözlenmektedir. İhracattaki güçlü artış eğilimiyle yılın geri kalanında yıllıklandırılmış cari işlemler dengesindeki iyileşmenin sürmesi beklenmekte, bu eğilimin güçlenerek devam etmesi fiyat istikrarı hedefi için önem arz etmektedir.

Enflasyonda son dönemde gözlenen yükselişte; gıda ve başta enerji olmak üzere ithalat fiyatlarındaki artışlar ile tedarik süreçlerindeki aksaklıklar gibi arz yönlü unsurlar, yönetilen/yönlendirilen fiyatlardaki artışlar ve açılmaya bağlı talep gelişmeleri etkili olmaktadır. Bu etkilerin arızi unsurlardan kaynaklı olduğu değerlendirilmektedir. Diğer taraftan, güçlü parasal sıkılaştırmanın krediler ve iç talep üzerindeki yavaşlatıcı etkileri devam etmektedir. Parasal duruşun sıkılığı ticari kredilerde öngörülenin ötesinde daraltıcı etki yapmaya başlamıştır. Bunun yanında, bireysel kredilerin ılımlı seyre dönmesi için güçlendirilen makroihtiyati politika çerçevesinin olumlu etkileri gözlenmeye başlamıştır. Kurul, para politikasının etkileyebildiği talep unsurları, çekirdek enflasyon gelişmeleri ve arz şoklarının yarattığı etkilerin ayrıştırılmasına yönelik analizleri değerlendirmiştir. Bu çerçevede politika faizi 200 baz puan indirilerek yüzde 16 olarak belirlenmiştir. Bununla birlikte, arz yönlü arızi unsurlardan kaynaklı olarak politika faizinde yapılan aşağı yönlü düzeltme için yıl sonuna kadar sınırlı bir alan kaldığı Kurul tarafından değerlendirilmiştir. 

Kurul, ayrıca iklim ve diğer çevre kaynaklı riskleri sınırlandırmak amacıyla, para politikasının ana hedeflerinde bir değişikliğe yol açmadan sürdürülebilir finans uygulamalarını uzun vadeli bir politika olarak destekleme kararı almıştır.

TCMB, fiyat istikrarı temel amacı doğrultusunda enflasyonda kalıcı düşüşe işaret eden güçlü göstergeler oluşana ve orta vadeli yüzde 5 hedefine ulaşıncaya kadar elindeki tüm araçları kararlılıkla kullanmaya devam edecektir. Fiyatlar genel düzeyinde sağlanacak istikrar, ülke risk primlerindeki düşüş, ters para ikamesinin ve döviz rezervlerindeki artış eğiliminin sürmesi ve finansman maliyetlerinin kalıcı olarak gerilemesi yoluyla makroekonomik istikrarı ve finansal istikrarı olumlu etkileyecektir. Böylelikle, yatırım, üretim ve istihdam artışının sağlıklı ve sürdürülebilir bir şekilde devamı için uygun zemin oluşacaktır.

 

Bu yazı Para Analiz'den alınmıştır

Bu makale yazarın görüşlerini yansıtır. Ahval’in yayın politikası ve editoryal bakış açısı ile her zaman uyumlu olmak zorunda değildir.
Bu blok bozuk ya da eksik. Eksik içeriğe sahip olabilir ya da orijinal modülü etkinleştirmeniz gerekebilir.