Faiz inadı: Ekonomi dümeni kilitli, iş dünyası ayakta, ne program var ne de kadro!

Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Tayyip Erdoğan’ın faiz indirimi inadıyla, ekonomiyi köklerinden sarsan ‘kur krizi’, piyasaları ve Türkiye ekonomisini kilitledi. Döviz kurlarındaki kontrolsüz dalgalanmayla ekonomik hayat durma noktasına geldi.

Sanayicilerden, oda başkanlarına, ihracatçılardan oto galericileri, tarımsal gübre-zirai ilaç bayilerine varana kadar her kesimden tepkiler, feryatlar yükseliyor. 

Erdoğan, 23 Kasım’daki AKP Genişletilmiş İl Başkanları Toplantısı’nda geçmişte yaptığı gibi yine ‘Ekonomik Kurtuluş Savaşı’ çağrısı yaptı. 

İktidarın ‘faizi indirip kurları yükselterek ihracatı artırma ve döviz girişini hızlandırıp, cari fazla vererek kurları ve enflasyonu aşağı çekme’ senaryosuna dayandırdığı ekonomik stratejinin ana omurgasını oluşturan ihracatçılar da yaşananlara tepkili. Kurlardaki aşırı oynaklıktan ötürü maliyet hesabı yapamadıklarını, siparişlere fiyat veremediklerini, saat başı değişen kurlar nedeniyle işlemleri durdurduklarını dile getiriyorlar.

Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkanı İsmail Gülle; “Merkez Bankası 1 puanlık indirim yaptı. Faizin üretim ve ihracat için nasıl bir yük olduğu hepimizin malumu. 1 puanlık indirimin ardından tabii ki Türk lirasının bu kadar değer kaybetmesini, kurların böylesine dalgalanmasını anlamakta zorlanıyoruz" dedi.

Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkanı Jak Eskinazi de kurdaki dalgalanmanın ihracatı durduracak boyuta ulaştığını söyledi. 

Eskinazi açıklamasında, “İhracatçılar olarak fiyat veremiyoruz, mal alamaz noktaya geldik. Üretim ve ihracat durmak üzere. Türk ekonomisinde hammadde, enerji, lojistik başta olmak üzere pek çok girdi dövize endeksli. Dövizde bir günde yüzde 10-15 aralığındaki dalgalanma baş edilebilecek bir dalga değil. İşletmelerimizin öz sermayeleri eridi. Merkez Bankası’nın arka arkaya aldığı faiz indirimi kararları ateşin üzerindeki külü kaldırdı. Acil önlem alınmalı, dövizin ateşi söndürülmeli. Politikacılar birlikte çözüm üretmeli” çağrısında bulundu.

630 bin üyesiyle Türkiye ve dünyanın en büyük ticaret odalarından İstanbul Ticaret Odası (İTO) Başkanı Şekib Avdagiç ‘ekonominin faiz ve kur gibi iki parametreye endekslenemeyeceğini’ dile getirdi. 

Avdagiç şu görüşü paylaştı: 

“Tartışmalar faiz-kur ekseninden uzaklaştı. Hedefi faiz ve kur üzerinden hesap görmek olanlara imkân vermemeliyiz. Dünya ihracatındaki payımızın yüzde 1'i, ihracatın ithalatı karşılama oranının yüzde 90'ları geçtiği bu dönemde kur atakları manipülatiftir. Türk reel sektörü gücünü üretimden, yatırımdan, ihracattan almaktadır. Kısır bir döngüye mahkûm edilemez. Ekonomiyi kuşatmak isteyenlere daha çok üreterek cevap vereceğiz. Özellikle çalışanlarımıza enflasyonun üzerinde ücret artışıyla, dayanışma içinde sahip çıkacağız.” 

Ankara Sanayi Odası (ASO) Başkanı Nurettin Özdebir ise yaşanan olumsuzluklardaki en büyük etkenin ‘MB’nin tavrı’ olduğunu savundu. ASO Başkanı, “TL'deki kaybın en önemli nedeni belirsizlik. Piyasadan kopuk bir Merkez Bankası görüntüsü var. Merkez bankasının piyasaya güven verici bir iletişime geçmesi gerekiyor” dedi.  

Geçmişte 1994, 1999, 2001’deki krizlerde iktidarlar, arkasına siyasi iradelerini koydukları kapsamlı bir ekonomik program ve önlem paketiyle, bürokrasiyi seferber edip koordineli adımları devreye sokarken, şu anda böyle bir görüntü söz konusu değil.

Erdoğan başkanlığındaki tek kişilik yönetimin kamuoyunu, iç ve dış piyasaları ikna edecek, belirsizlikleri gidererek güveni sağlayacak bir programı olmadığı gibi, böyle bir hazırlık da yok. Daha da önemlisi bu tabloya müdahale edecek, krizi yönetecek bir ekonomi yönetimi ya da liyakatli-deneyimli kadrolar ortada görünmüyor. 

Hazine ve Maliye Bakanı Lütfi Elvan her an istifa ya da azil olasılığıyla sessiz. Merkez Bankası (MB) yazılı açıklamayla dalgalı kur rejimi uygulandığını, MB’nin bir kur hedefi ya da taahhüdü olmadığını, kurlardaki artışın ‘iktisadi bir temelinin bulunmadığını’ savundu. Cumhurbaşkanına bağlı onlarca ekonomi başdanışmanından, Ekonomi Politikaları Kurulu’ndan ses seda çıkmıyor. Dolayısıyla ortada bir ekonomi yönetiminin varlığından, kurumlar arası iletişim ya da koordinasyondan eser yok.

Her şey Erdoğan’a ve günde birkaç kez farklı toplantılarda yaptığı konuşmalarda verdiği mesajlara endekslenmiş durumda. Erdoğan’ın ‘ekonomide kurtuluş savaşı, dış güçler, kur ve faiz üzerinden oynanan oyunları bozma’ vaatleri içeren hamasi söylemleri, aksine piyasalarda karmaşıklığı, gerilimi artırıyor. Ortada bir çözüm ya da eylem planının olmadığı açığa çıktıkça güvensizlik, belirsizlik ve endişeler derinleşiyor. Kurlar dizginlerinden iyice boşalıyor. 

Otomobil bayileri sıfır otomobil fiyatını belirleme sıkıntısı yaşarken ikinci el oto satışlarında ise sadece bir günde yaklaşık 10 bin satış ilanı fiyatların daha da artacağı beklentisiyle geri çekildi. Bunun yanı sıra tarlalarda ekim sezonu başlarken, hammaddesi büyük ölçüde ithal olan tohum, gübre, zirai ilaç firmaları, kurlardaki belirsizlik nedeniyle fiyat belirlenemediği gerekçesiyle bayilere satışları ‘geçici olarak durdurma’ bildiriminde bulunduğu için üreticiler tarlalarına atacak tohum ve gübreyi satın alamıyor. 

Türkiye’nin en köklü pastane ve çikolata markalarından Pelit, kakao, şeker, ambalaj vb. fiyatlarındaki zamlar ve kur değişiklikleri nedeniyle tedarikçilerinden fiyat alamadığını, ikinci bir açıklamaya kadar toptan satış ve sipariş almayacağını duyurdu.

Dikkat çeken açıklamalardan birisi de Apple Türkiye’den geldi. Apple Türkiye, başta iPhone olmak üzere Türkiye’deki mağazalarında satışları durdurdu.

Fırıncılar Esnaf odası un fiyatındaki artış ve tedarik sıkıntısı nedeniyle kısa süre önce 1,5’tan 2,5 liraya çıkarılan ekmek fiyatının tekrar ‘güncelleneceğini’ duyurdu. İstanbul başta olmak üzere büyük şehirlerde ekmeğin 4 liraya kadar çıkabileceği kaydediliyor. 

Toprak Mahsulleri Ofisi’nden (TMO) yapılan açıklamada ise buğday tedariki, arzı ve unda sıkıntı olmadığı savunuluyor.

Dövizdeki yükselişe paralel olarak akaryakıt zamları gün aşırı hale geldi. 

İki gün önceki benzin-mazot-LPG zammının ardından yeni bir zam daha yürürlüğe konuldu.

Ekonomideki ağır hasarın en belirgin yansıması Kasım ayı Tüketici Güven Endeksi’nde (TÜGE) kendisini gösterdi. TÜGE, bir önceki aya göre yüzde 7,3 oranında azalarak 76,8’den 71,1’e indi. Bu TÜGE’nin yayınlanmaya başladığı 2004’ten bu yana 17 yılın en düşük düzeyi. 

Hane halkının maddi durum beklentisi alt endeksi, geçmiş ve gelecek 12 aylık dönem itibarıyla en sert düşüşü göstererek 56,1’e geriledi. Bu veriler, hanelerde ve bireylerde gelecek endişesinin iyice arttığını, düzelme umudunun tükendiğini gösteriyor.

Muhalefet partileri, ekonomideki sıcak gelişmeler üzerine teyakkuza geçerek, erken seçim ve ortak ‘ekonomik çözüm deklarasyonu’ çalışmalarına hız verdi. Liderler arası temas trafiği hızlandı. CHP, İYİ Parti, HDP, Gelecek Partisi ve SP yönetimleri olağanüstü toplantılarla art arda açıklamalar yaparak Erdoğan’ı eleştirdi. Muhalefet partilerinin ekonomi kurmaylarının bir araya gelmesi kararlaştırıldı. 

HDP Eş Başkanı Mithat Sancar, tüm muhalefete çağrıda bulunarak TBMM’de ortak erken seçim önergesi vermeyi önerdi. 

Kılıçdaroğlu, Erdoğan’ı erken seçime zorlayacağını ilan ederek ‘Yaptıkları tam bir delilik, zırvalıktır’ açıklamasını yaptı.

Muhalefetin çıkışları, TKP ve TİP’in Erdoğan’a istifa çağrısıyla protesto gösterileri başlatması üzerine Cumhurbaşkanı Başdanışmanlarından Oktay Saral, “Bilumum muhalefet, hepinizin canı cehenneme...! Siz asla ve kat'a bu ülkeye ait değilsiniz ve olamazsınız. Bu kadar mı ülkesinin bekasına kastedilir...! Siz hükümete değil ülkeye muhalefet ediyorsunuz, yazıklar olsun...! Siz mi ülkeyi yönetmeyi talipsiniz. Hadiyin ordan müptezeller...!” diyerek tehdit ve hakaretlerde bulundu.

Erdoğan’ın faiz inadı Türkiye’yi okyanusta fırtınaya yakalanan kaptansız bir gemiye dönüştürürken, ekonominin dümenini de kilitledi.  

 

Bu blok bozuk ya da eksik. Eksik içeriğe sahip olabilir ya da orijinal modülü etkinleştirmeniz gerekebilir.