Savaş tüccarı Erdoğan!

“Komşularla sıfır sorun” ilan eden eski Başbakan Ahmet Davutoğlu, 2013 yılında Türk dış politikasında yeni bir dönemin müjdesini verdi. Ancak Davutoğlu ve diğer AKP’li dava adamları uzaklaştırılırken Tayyip Erdoğan diktatörlüğünü pekiştirdi. 

Türk ekonomisinin çöküşüyle Erdoğan, Türkleri yanlış ekonomik yönetiminden uzak tutmak için bölgesel çatışmaları körüklüyor. Türkiye’ye yardım etmek yerine Trump yönetimi Türkiye'nin çökmekte olan ekonomisine, demokrasi açığına ve bölgedeki kötü rolüne gözlerini kapatıyor. 

Türkiye bugün birçok cephede ülkelerle şiddetli çatışmalar yaşıyor.

Türkiye, Amerika'nın IŞİD'e karşı müttefiki olan Suriye Savunma Güçleri’nden yüzlerce kişiyi öldürerek Kuzey ve Doğu Suriye'yi işgal etti. Kürtler, Ermeniler ve Süryani Hıristiyanlar hedef alındı. Afrin ve Fırat’ın doğusundaki topluluklardan yüzbinlercesi evlerinden sürüldü.

Irak Kürdistanı'nda Sincar'daki Yezidiler ve Zaho'daki Hıristiyanlar, Türk bombardımanı ve işgalinden dolayı kurban edildi. IŞİD'in soykırımından zor bela kurtulan Yezidiler, şimdi Türkiye'nin cihadçı vekillerinin zulmüne maruz kalıyor. Zorla Müslüman yapma, kadın ve kız çocuklarına tecavüz, keyfi tutuklama, işkence ve etnik temizlik rutin bir şekilde sürüyor.

Türk savaş gemileri, Doğu Akdeniz'de Mısır ile Yunanistan arasında, ağırlıklı olarak İsrail’in faydalanacağı Münhasır Ekonomik Bölge’de (EEZ) doğal gaz üretmek için yapılan anlaşmayı engellemeye çalışıyor. 

Erdoğan, Türkiye'nin mevcut sınırlarınının belirlendiği 1923 Lozan Antlaşması'nı sorgularken, sürekli olarak Yunan ve Türk savaş uçakları arasında it dalaşları meydana geliyor. Yunan karasularındaki adacıkları ele geçirmek NATO müttefikleri arasında büyük bir provokasyon ve savaş sebebi olur. 

Türkiye bir süre önce Azerbaycan'ı Ermenistan'a karşı sınır ötesi saldırılar gerçekleştirmeye teşvik etti. Türkiye'den aldığı insansız hava araçları ve füzelerle Azerbaycan, Dağlık Karabağ’da çatışmaları yeniden başlatmakla tehdit ediyor.

Türkiye, kabile ve bölgesel fraksiyonların mutabakata varmak zorunda oldukları Libya'ya da müdahale etti. Libya iç savaşında farklı tarafları destekleyen Türkiye ile Mısır arasında gerçek bir çatışma olma riski var.

Bütün bu cephedeki devletler Türkiye'nin saldırganlığı riski altındayken, Libya Türkiye'nin kötü dış politikasının bir laboratuvarı durumunda. 2020’nin ilk aylarında Türkiye Libya'ya üç bin 800 paralı Suriyeli savaşçıyı kullandı.

El Kaide ve IŞİD kalıntılarından oluşturulan Ulusal Suriye Ordusu'ndan alınan bu paralı askerler, savaş suçları ile ünlüdür. Muhaliflerinin başlarını kestiler, kadınlara ve kızlara tecavüz ettiler, işkenceler yaptılar ve rakiplerini öldürdüler. Onlar süprüntüdür – kötünün en kötüsüdür.

Bu paralı askerlerin Libya’ya gönderilmeleri Başbakan Fayez el Sarrac liderliğindeki Ulusal Anlaşma Hükümeti (GNA) lehine dengelerin değişmesine neden oldu. Türkiye jeostratejik ve ekonomik çıkarlardan dolayı bu savaşı sürdümektedir. Libya, dış güçlerin göz diktiği enerji varlıklarına sahip petrol zengini bir ülkedir. Farrac'ı desteklemesi Erdoğan'a Libya’nın enerji sektörü üzerinde etki sağlıyor.

Muammer Kaddafi'nin devrildiği 2011 yılından bu yana, Libya’da iç savaş sürüyor. Libya, Farrac’ın GNA'sı ve Halife Hafter liderliğindeki Libya Ulusal Ordusu (LNA) arasında bölünmüş durumda.

Rusya ve Körfez devletleri tarafından desteklenen LNA kuvvetleri, Türkiye ve paralı askerleri müdahale etmeseydi Trablus'u ele geçirmek üzereydi. Dalgayı tersine çeviren GNA, şimdi Libya'nın petrol sahalarına açılan limanı Sirte ve Cufra hava üssünü ele geçirmek için harekete geçmiş durumda. 

LNA'yı destekleyen Mısır, Sirte'yi savunma sözü verdi. Bu amaçla Mısır Parlamentosu, "Silahlı milislere ve yabancı terörist unsurlara karşı Mısır ulusal güvenliğini savunması" için Mısır ordusunun başka bir ülkede konuşlanmasına izin verdi. Son gelişmeler, Türkiye’yi Rusya ve Birleşik Arap Emirlikleri ile de karşı getiriyor. Gerginlik, ateşkes ve uluslararası arabuluculuk olmadan tam bir savaşa dönüşebilir. 

Şu anda tüm ülkelerin gözü ABD’de. Ancak, Trump yönetiminin herhangi bir Libya politikası yok. Belirsizlik ve liderlik eksikliği, kötü niyetli ve kendi çıkarını düşünen güçlerin müdahale edebileceği bir alan açtı. ABD'nin Orta Doğu'da başka bir belaya bulaşmaktan kaçınmak istediği anlaşılabilir. Ancak Amerika'nın Libya'yı ihmal etmesi, liderlik rolünü oynamadığında durumun kötüye gideceğini gösteren başka bir örnektir. 

Türkiye'nin dahil olduğu çatışmaların tümünde Trump yönetiminin liderlik sorunu var. 

Trump Erdoğan'a Kuzey ve Doğu Suriye'yi istila ve işgal etmesi için yeşil ışık yaktı ve IŞİD ile mücadelede onbir bin savaşçısını kaybeden 24 bini de yaralanan SDF'ye ihanet etti.

ABD'li yetkililer, Irak Kürdistan’ını işgal eden Türkiye ABD birlikleri ve petrol şirketlerini tehdit ettiğinde ancak birkaç kelime söylediler. 

Ve Türkiye Yunanistan ve Kıbrıs'ı kışkırtırken, müttefikler arasında bir çatışma olması durumunda Trump yönetiminin Kuzey Atlantik Şartı'nın 5. maddesini uygulayıp uygulamayacağı konusunda da ciddi endişeler var.
ABD diplomatik baskılarını kullansa bu sorunların hiçbiri olmazdı. Libya ile ilgili olarak ABD, BM öncülüğündeki arabuluculuğu desteklerken ateşkes ve insani yardım talep etmeli.

ABD'nin ulusal çıkarlarına, egemenlik ve uluslararası insani hukukun desteklenmesi ile hizmet edilir. Trump’ın Erdoğan'a yalakalık etmesi açıklanamaz. Erdoğan, ABD'den cezalandırıcı bir misilleme gelene kadar saldırganlığını sürdürecek olan seri bir savaş tüccarıdır.

Çok fazla hasar oluştu. Ancak, çatışma alanlarında istikrar oluşturmak için çok geç değil. Trump yapamazsa veya yapmak istemezse, onun yerine gelecek olan bunu yapmalıdır.


© Ahval Türkçe

Bu makale yazarın görüşlerini yansıtır. Ahval’in yayın politikası ve editoryal bakış açısı ile her zaman uyumlu olmak zorunda değildir.

Bu makale yazarın görüşlerini yansıtır. Ahval’in yayın politikası ve editoryal bakış açısı ile her zaman uyumlu olmak zorunda değildir.