ABD'de 'ekim sürprizi' bu kez erken geldi

11 Eylül tarihindeki yazımı şöyle bitirmiştim, ''ABD seçimlerinde geleneksel olarak 'ekim ayı sürprizi' her zaman olagelmiştir. Ekim ayı sürprizinin en önemli özelliği de bu sürprizlerin tahmin edilemezliğidir. Bu kez ne göreceğiz elbette bilemiyoruz.''

Henüz ekim ayını görmemiş olsak da, ekim ayı sürprizlerinden biri erkenden ulaştı. ABD Anayasa Mahkemesi'nin tarihindeki ikinci kadın yargıcı olan ve 1993'de Bill Clinton tarafından aday gösterildikten sonra Senato'da ismi onaylanan Ruth Bader Ginsburg cuma günü hayatını kaybetti. 

Ginsburg, 2020 yılında kanseri ve sürekli hastaneye yatması ile biliniyordu. Seçime 46 gün kala vefat etmesi, kaderin bir cilvesi. ABD'de Anayasa Mahkemesi üyelerinin seçilme süreci ortalama olarak 50 gün. Başkan Donald J.Trump, şimdiden bir başka yargıcı Ginsburg'ün yerine aday göstereceğini açıklarken, Senato'nun Cumhuriyetçi lideri Mitch McConnell, Ginsburg vefat ettikten saatler sonra Trump'ın yeni adayı belirlemesi halinde Senato'da oylamanın yapılacağını açıkladı. 

Senato'da Cumhuriyetçiler ağırlıkta. Demokratların bu adaylık sürecini durdurabilmesi için dört Cumhuriyetçi senatörün fikrini değiştirmesi gerekiyor. Şimdiye kadar iki kadın Cumhuriyetçi senatör yeni üyeyi yeni başkanın seçmesi gerektiğini söyledi. Bundan sonra iki Cumhuriyetçinin daha fikrini değiştirmesi gerekiyor. Üstüne, Demokratların seçim sonrası Senato'da çoğunluğu ele geçirmeleri de ciddi bir olasılık.

Giderek daha da polarize olan ve sokaklarda birbiri ile kavgaya tutuşacak kadar gerginleşen ABD'nin muhafazakar ve demokrat/liberal kesimleri arasında denge unsuru olan Anayasa Mahkemesi'ne Trump bir muhafazakar yargıç daha yerleştirebilirse bu, mahkemede sağcı ve muhafazakar yargıç sayısını dokuzda altı dengesizliğine getirmiş olacak. Bu da önümüzdeki on yıllar boyunca mahkemenin muhafazakar ve sağcı yönde karar vermesi demek. Bu, kürtaj hakkından gay evliliğine, herkese sağlık sigortası hakkından oy verme şartları ve iklim politikalarına kadar ABD'de birçok kritik konuda sağcıların üstünlüğü ele geçirmesi demek aynı zamanda. 

Trump şimdiye kadar iki yargıç atadı bile -ki bu sayı ortalamanın üstünde. Örneğin Obama, 8 yıllık başkanlığında iki yargıç atayabildi. Trump, Senato'da bir yargıç daha onaylatabilirse üç yargıç atayarak tarihe geçmiş olacak.

Seçime sadece 46 gün kala liberal bir yargıcın mahkemeden ayrılması Demokratik Parti taraftarlarını mı yoksa Cumhuriyetçileri mi sandığa taşıyacak?

Yorumlar farklı bu konuda ve şimdiden bunu bilmek güç. 

Yeni yargıcın tarihi Roe vs. Wade kararını, yani Amerikalılara kürtaj hakkını veren kararının değiştirilmesi açısından kritik bir rolü olacak. 

Ne var ki her ne kadar Cumhuriyetçilerin gelenekçi, dinci ve muhafazakar kesiminin çoğunluğu kürtaj hakkının yasaklanmasını istese de, itibarlı anketler Amerikalıların dörtte üçünün bu kararın korunmasından yana olduğunda fikir belirtiyorlar. 

Bu açıdan dinci ve muhafazakar tabanı kaybetmeyi risk edemeyecek Trump'ın kürtaj karşıtı kararları ile bilinen bir yargıcı mahkemeye ataması ona secimlerde ağır bedele mal olabilir. 

Cumhuriyetçi Partiden geçmişte milletvekilliği de yapmış olan Joe Scarborough ABD'nin en çok izlenen sabah haber programlarından birinin de sunucusu. Scarborough liberal yargıcın hayatını kaybetmesinin Trump'a çok kötü bir haber olduğunu iddia ediyor. Trump karşıtlığı bilinen Scarborough'a göre kürtaj haklarının tehlikede olduğunu gören birçok kadın Trump'ı desteklemeyecek. Demokratlar ise yargıcın ölmesiyle bir sonraki yargıcı kendileri atayabilmesi için daha da hınçla mobilize olacaklar. Ayrıca Demokratlar yine yargıç Ginsburg'un öldüğü Cuma akşamı üst üste üç saat boyunca tarihlerinde en çok bağış toplama rekorlarını kırdılar.

Nihayet Anayasa Mahkemesi'nin altıya üç şekilde Cumhuriyetçilere geçmesi halinde, yani Trump'ın yeni bir yargıç atayabildiği senaryoda, seçimlerin uzaması ve legal sorunların bu mahkemeye ulaşması halinde Cumhuriyetçi Parti daha avantajlı olacak. Bu yıl salgından dolayı zaten seçmenlerin yarısı mektupla oylarını kullanacak. Bundan dolayı sayım sürecinin uzaması, 2000 yılındaki Bush-Gore sorununun bir benzerini mahkemeye taşırsa cumhuriyetçiler masada kazanabilir. 

Yargıçların ömür boyu atanmasından dolayı Cumhuriyetçiler için Anayasa Mahkemesi'ne yargıç atamak, seçimi kaybetseler bile önümüzdeki on yıllarda kendi gelenek ve inançlarına göre bir ABD'yi elde edebilmek için çok önemli. 

FivethirtyEight sitesinde yayınlanan analize göre gelişmenin diğer önemli yönleri:

Cumhuriyetçi senatörler 2016 yılında Obama'nın Anayasa Mahkemesi'ne üye atama gayretine, seçimlere 8, 9 ay kalmasına rağmen 'seçim yılında üye atanmaz' diyerek bir kural ortaya çıkarmış ve engellemişlerdi. Şimdi seçimlere 45 gün kala Trump'ın atamasına ise destek çıkıyorlar. Evet siyasette spin, yalan ve kirli oyunlar vardır ama bu kadar açıkça bir partizanlığı ve çifte standardı yine de yutturmak güç oluyor. 

Üye atama süreci istemeden de olsa seçim sonrasına sarkabilir. Bu durumda seçim olurken ve sonraki haftalarda seçimi kaybetmiş senatörler mahkeme üyesi ile ilgili toplantıları katılmış ve hatta oyu ile seçmiş olacak. Bu da kanuni olsa da meşruiyeti sorunlu. 

2 Eylül günü yazdığım yazıda ABD'yi seçim değil kaos senaryoları bekliyor demiştim. O yazıyı yazarken Anayasa Mahkemesi üyesi Ginsburg'ün 18 Eylül tarihinde öleceğini hayal etmemiştim. O senaryolardan biri Anayasa Mahkemesi gelişmeleri ışığında daha da fırtınalı ve hassas bir ortamda gerçekleşebilir.

21 Eylül tarihi itibariyle, seçimlere 43 gün kala Biden hemen bütün anketlerde önde görünüyor. Salıncak eyaletlerde de önde. RealClearPolitics'de yayınlanan son anketlerin ortalamasında halen Biden ile Trump arasında 6.5 puan var. 

Ama seçim şartları Trump'ın lehinde. 

Beyaz Ev'de oturan iktidar bu kez hiç çekinmeden ve etik kurallarını dinlemeden devlet kaynaklarını lehine kullanıyor. 

Anayasa Mahkemesinde çoğunluk cumhuriyetçilerin. 

Oyları taşıyacak olan Posta Kurumu'nda da Trump'ın yakın dostunun politikaları nedeniyle alengirli işler oluyor. 

Trump'ın bu seçimi kazanma ihtimali halen ciddi, anketler Biden'ın tarafında olsa bile. 

© Ahval Türkçe

Bu makale yazarın görüşlerini yansıtır. Ahval’in yayın politikası ve editoryal bakış açısı ile her zaman uyumlu olmak zorunda değildir.